![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Yok Olmak Anıdır Şimdi - Duygularımız ve Biz Kategorisinde ve Aşk Forumunda Bulunan Gece Vardİyasinda İnfİradima Mektuplar (Eleminaz / Tuba Yılmaz) Konusunu Görüntülemektesiniz. GECE VARDİYASINDA İNFİRADIMA MEKTUPLAR 1 Destur… Boğulmadığım karanlıklarda sana yazmaya başlamak, ince bir düş kıyısında apansız uyanmak gibi. Gelmelerin o ince telaşı dert vermiyor gitmeler kadar bilirsin sende. Sana kalan ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| GECE VARDİYASINDA İNFİRADIMA MEKTUPLAR 1 ![]() Destur… Boğulmadığım karanlıklarda sana yazmaya başlamak, ince bir düş kıyısında apansız uyanmak gibi. Gelmelerin o ince telaşı dert vermiyor gitmeler kadar bilirsin sende. Sana kalan bir gidişken bundan daha beteri var mıdır? Diye düşmüyor yürek telaşa. Çünkü biliyor yok… Bundan daha acısı oturmamıştır üzerine, taşıyamam sandığın ağırlık kadar. Şu bizim çektiğimiz kocaman bir evhamdan öte sayılmıyor. Kan ter içinde sana uyanırken uykularım, yastık altı soğukluğu dolanıyor içimde. Dilim seni ne zaman misafir etse ağız dolusu kusuyorum adını. Her yanı dolduran tek başına birçokluğun adı oluşun, senin yanında sessiz bırakırken aslında biliyorum ki en büyük yoldaşımsın. İnfiradım… Hep yanlış adresleri ziyarete meraklı mektuplar karalamışım şimdi anlıyorum. Tökezleyen bir yürüyüş konvoyunda dize getirilmez bilmem ne umut edişlerle, sürüklemiş beni geri gelen her satır. Şimdi sana vurdurmuşken kalemin her tınısını adreslerini kendimin çizdiği bir yolculuğa bismillah demek, içimi tereddütsüz hazır kılmış her şeye. Adın zaten hiçbir nankörlük bırakmayacak kadar açıkken senden hesap soramayacak olmak bilsen ne kadar rahatlatıyor içimi. Korktuğum yalnızlık paranoyaları sadece sana gelmemem için tuzakken, bağışla geç kalmış kelamlarımı. Tanıyacağın ve bildiğin bu kokuyu unutma, ben yakından sokulacağım yanına. İnfiradım… Bu geceler mi uzun yoksa karanlıkları dolduran adın mı? Sinsice tepeme çıkan çığırtkan iç sıkıntıları yakışmazken ümitle var olan benlik tamamıma, ufalıyorum sanki gitgide. Gençliğim bir karakalem gibi ellerimi siyahlara çalmış. Her yanıma bulanan renklerde sen hep vazgeçilmez bir tebessümle yanına çağırıyorsun tek başınalığımı. Yakalayıp beni en güçsüz yanımdan saklanamadığım köşelerimde sobeliyorsun. Şehrim diyordum yol verir bana. İsmine niceleri yazmış yüzyıllar bekçisi, şahlanır gecelerimin kucağında. Tepesinden bakılınca ufalan benliğimin sicim gibi akan yaşlarını siler acıtarak canını. Sıcak bir yaranın kanamasını dindirmesini bilir, her seher hediye eylediği gün yüzünün hatırına. Affıyla şenlenen yüreğim yine seninle kalır sonra. Sana kalır… Kucağına sığınmam bundandır işte. Bundandır hep en kalabalıklarda bile gözlerinin ferine yanmam. Destursuz çalmadım hiç kapılarını. Başkalarına meyletmeye hazır yanılmalarını hep aklımda tutarak, her giden gibi seninde adını zihnime allı pullu yazarak izinsiz dalmadım sıcaklığına. Gitmek ve sana kalmak. Omuzlama kederimi infiradım… Silmeye çalıştıkça çoğalan gözyaşlarıma gücün yetmez. Ben annemin kaderine yazılmışken, hiçbir acıma doğrultmaz belini yazgımın. Bu yokuştan beraber yuvarlanıyoruz tut elimi. Sözler kaçaklığa yelteniyor ve adın aynadaki siluetimde gözlerime duruyor. Kaçaklık yakışmıyor cüretkâr adına. Ve sözüm sonunu tamamlıyor. İnfiradım gece vardiyamda soluğumu kesiyor… Eleminaz (tuba yılmaz) |
|
#2 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| GECE VARDİYASINDA İNFİRADIMA MEKTUPLAR 2 ![]() Düşümün canı terledi. (düş)tüm… Birde baktım ki düşlerim Yusuf-i kuyularda debeleniyor. Gecelerim öksürük vebalısı bir hasta gibi. Sükûneti kucaklatacak bir dermana muhtaç, indiriyor gözlerini. Uzun bir yol yorgunluğunda en önde oturuyor. Kaç ismin canını darağacında yaktılar. Kaç ismin namına izinsiz kıydılar. Seferimi bozguna çeviren kirli ellerin kara siluetlerinde koştum yanına. Ayaklarım yine paramparça bak. Gel en buseli yanından öp yaralarımı. Öp ki acım bir nebze mola versin. Öp ki helaline değemeyen dudaklarım dinlensin. İnfiradım… Bahsetmiş miydim? Acılarımdan, Boş yere akıttığımı bilmediğim gözyaşlarımdan, kudurtan gelgitlerimden. Bir yana bırakıp tüm bunları anlatmış mıydım sana? Saçlarını tarıyorsun düşlerimin. Al eteklerimi omuzlarından aşırıp masal bir hikâyenin ucunda elimi bırakıyorsun. Başarabilirsin bensizliği de diyerek gözlerini gözlerime kilitliyorsun. Oysa koskoca bir İbrahim alevi yakıyorsun içerimde bilmiyorsun. Yangın artığı kabuk bağlamış yaralarım daha iyileşmeden hadi diyorsun. Biliyorsun aslında aşkın buralara uğramaz olduğunu. Bir kura çektik adın düştü haneme. Yazıcı sustu. İnfiradına us-tu… Yakan ve en diplerimi acıtan bir güneş kırmızılığında, gözlerim kamaşıyor. Korunaksız bir küçük kız edasıyla topluyorum oyuncaklarımı, ezilmesin düşlerim kör bir hırsız tarafından diye. Harflerin üzerinden geçiyorum yirmi dokuz kere. Kalemimi en dibine sokup alfabenin adının, canını yakıyorum. Yetmezliğini haykırıyorum infiradım. Dindirmezliğini, Acılarımı bildirmezliğini. İçimdeki fırtınalar kemiriyor benliğimi hala, kaç defa karalasam dökülmüyor kelimelerim. Ve ben Her defasında yirmi dokuz kere ölüyorum. Kınası elinde kurumuş bir taze gelin gençliğinde, başıma ve yazgıma dolanan al yazmamı bahtımın üstüne örtüyorum. Ardına saklandığım yaşlarım yol yol ecelimin kaderini çiziyor. Kınamda falıma baktığımı fısıldıyorum infiradım kulağına. Sırlarımız bir avuç dolusu kalabalığı aşıyor. Çoğalıyoruz birlikte. Çok oluyoruz… Kimse yakalayamıyor kalabalığımızı. Adın hiçliğimi tamamlıyor da pek bir ışıltılı duruyor suretim yanında. Kalem kandırsa da bizi şakalarıyla, yakaladığımız yerden tutup çekiyoruz kalanlarımızı. Alışıkken yalnızlık yanına, acıtacak bir şey kalmıyor canımızı. İçimiz acıyor… Aynalara küsemiyor gözlerim. Yalan çoklukların aldatmacasındansa, kendi ikiliğimi seviyorum ürkek bir çocuğun saçlarını okşar gibi. Yansıman arkamda beliriyor. Ve korkularımın omzuna yaslıyorsun başını. Hiç yakışmayana eş tutarak kalleş gülüşlerimizi, aynalarda kol kola girmiş varlığımıza el sallıyoruz. Bağırıyorum adını korkusuzca. İnfiradım… Susuyor dilim, Gece inleyerek bırakıyor sırasını sabaha. Susuyor şehrim, Az kalanlar çoğalıyor rehavetli havada. Kanıyor yüreğim, Yalnızlığımın teni en saklı sırlarımda… (Güldürdüğün yüzüme gözlerin düştü!) Eleminaz(tuba yılmaz) |
|
#3 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| GECE VARDİYASINDA İNFİRADIMA MEKTUPLAR 3 ![]() Guslet adımı Yeni yetme bir düşte paklanacağım… Fısıltılar bile çığlık oluyor gece vardiyasında. Her yan boğucu bir nefes darlığına gebe, vakti tamam ağırlıklarını taşıyor bedeninde. Yollar hep aynı menzile varıyor. Sana… En çokta gecelerim, karanlıklarım, ağırlıklarım. Temize çekilmiş bir alın yazısıyla başlamak ilk sayfadan, mümkün müdür? Yada infiradının kollarında yeni rollere bürünmek. Hangisi daha kolay… Yirmi beş yıl ağır geliyor dile. Daha erken diyorken, tutamamışım zamanın yakasından. Bir kesik çığlıkla patlarken başlangıcı, sonu nasıl bitecek bilinmeyen bir sonun vesvesesi çöktü içime. Orta yol denilene varmadan ayaklarım, bu yükü omuzlardan atmalı. Gusletmeli adımı, paklamalı. Sır dolu bir haberi almak kadar zor hayatı yaşamak. Biliyorsun değil mi terazinin ağır gelen tarafında, yüreğimin ne kadarı saklı, yani elim kadar dediğimin. Herkes sarayının kraliçesi olurken infiradım, Ben hüznün tekliğine soyundum. Hüznün kraliçeliğine… Zamansız, mekânsız, korkak, bir hikâye bu pansumana muhtaç. Kışlardan yaralı, yazlardan ürkek Öznesi çamura batmış bir hikâye bu. Olmak ister misin içinde, sahiplenip benliğini kucaklamak. Yoksa sende bulamayacağım yerlerde saklanıp bir ani seslenmeyle canımı almak, AŞK gibi yani zehirlisinden sokmak, AŞK gibi yani gözlerime yaşlar oturtmak, İster misin? Şair üşüyen saçlarını avuçluyor gecede Yastık altı soğukluğu kadar esas, içi titriyor. Direnmek mi diye sorarken kendine, Birden en direnen oluveriyor. Ama infiradım; Neresinden baksan birazcık şair Bu kadarla kalıyor yani, benim kadar şair… Ben bir suyum pınarının yatağında Aksime kanmayacak kadar /deliyim/bildiğin Uslandır yaralar yavaş kanasın, Uslandır gençleşelim tekrar yirmi beş yıl Bitmeden. Bilmeden… Eleminaz(Tuba yılmaz) |
|
#4 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| Gece Vardiyasından İnfiradıma Mektuplar 4 ![]() İnfiradım… Ölümle üşüdüm bu defa yokluğunda. Zevkine oynanan bir kör ebe oyununda ansızın hayata yakalandım. Dipsiz bir kuyuda sobeledi beni. /yaralandım/ Üşütüyor ölüm. Sımsıkı sarıldığın sana aşikâr örtülerini ansızın kaldırıp üzerinden, bir tarafa savuruveriyor sebepsiz. Birbiri peşine sığınan dişlerinin ağzındaki ürkek dansından habersiz, aniden ‘ben geldim ‘deyiveriyor. /Kalakaldım/ Şimdi bir ağlama nöbetinde sığınıyorum koynuna. Başka bir şey kalmamış ellerimde bakıyorum. Ölümün gözlerimin önüne uzanmış cesedi ve beni kandırırcasına başta verip sonra geri aldığı hediyesi. İşte hepsi bu. Muamma değildi alın yazımda sureti aslında. Kadere razı olmakla ve inanmakla tamam kılmıştı ruhumu adı. Şimdi bu yabancıymış gibi gelmesi neden, hiç bilmiyormuşum gibi gelmesi. /Yanıldım/ Söyle infiradım yangınlarımı! Elimde kalan bir resimden ibaretken tutuşturduğumuz ateşlerimizden bahset. Biliyorsun de, biliyordun de, biliyoruz de Ama söyle. Bir adım öten yaşamken, bir adım gerin ölümün aşikâr yüzü de. Söyle… Hep bildiğinin bembeyaz oluşunu, buz gibi oluşunu, yok oluşunu söyle. Çok zaman olmuştu diyordum kapım çalınmayalı. Ölüm haberli ya da habersiz şaka yapmayalı. İnnalilllah demenin zamanı vurmuş şimdi. Sabrın, dayanmanın, ağlamanın, bilmenin zamanı dolmuş. /Yandım/ Bilirsin infiradım, sende bilirsin; Hiç boş gitmez ölüm ziyareti bittiğinde. Ödünç verdiğini geri aldığı gibi, sendede bırakmaz unutacaklarını. Unutulmamak için götürür, hatırlanmak için götürür, bir resmin soğukluğunda yüreğini yakanı bil diye götürür. Kar yağıyor şimdi ağır ağır. Görmediğim bir şey kaldı mı yaşamda derken, biliyorum ki daha çok imtihan var önümde. Biliyorum ki daha çok karlar, yağmurlar, rüzgârlar dolduracak yüreğimi. Isınmama yardım et olur mu infiradım. Yeniden doğurmama acılarımı, her sancıda anlatmama yangınlarımı. Yardım et. Saçlarımı okşar mısın? Isıtır mısın buz olmuş kirpik uçlarımdaki damlaları? Beni kucaklar mısın? Korkuyorum çünkü. Ölümün habersiz gelişinden, alıp götürüşünden, sinsice gülüşünden Korkuyorum… Nasıl çıkacak son nefesim diye beklerken, sol yanım acıyor. Rahmete sığınıyorum korunaksız. Rahmete kanıyorum. Gel bu geceyi ölümle sonlandıralım olmaz mı? Sen benim koynumdayken, sen benim her şeyimken, nasıl olsa herkes çekip gidecekken nefes nefese susalım. Gel infiradım bu gece kapatalım gözlerimizi Ölüme kapatalım… Eleminaz(Tuba Yılmaz) |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Elden Düşme Mektuplar/ I | FdLya | Ayrılık | 1 | 11-04-2009 13:33 |
| Elden Düşme Mektuplar/ II | FdLya | Ayrılık | 0 | 11-04-2009 13:21 |
| Sensizliğime mektuplar 1 | begüş | Sizin Kaleminizden | 0 | 10-08-2009 22:44 |
| Sensizliğime mektuplar 2 | begüş | Sizin Kaleminizden | 0 | 10-08-2009 22:43 |
| gönderilmeyen mektuplar.. | Funda | O'na (Sahibine) | 0 | 09-26-2009 18:52 |
| GMT +3 Saat: 03:13. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |