![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Kitap Severler / Kitap Tanıtımları / Kitap Özetleri / E-book (ebook) / E-kitap (ekitap) Kategorisinde ve Haftanın Kitabı Forumunda Bulunan Müge İplikçi -"Yıkık Kentli Kadınlar" Konusunu Görüntülemektesiniz. Üretici : Everest Yayınları Barkod : 9789752899148 Türü :Öykü Dili : Türkçe Yayın Tarihi : 26/08/2011 Ebatlar : 13,5 x 19,5 cm Sayfa sayısı : 146 Sayfa Çağdaş edebiyatımızın usta ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
![]() Üretici : Everest Yayınları Barkod : 9789752899148 Türü :Öykü Dili : Türkçe Yayın Tarihi : 26/08/2011 Ebatlar : 13,5 x 19,5 cm Sayfa sayısı : 146 Sayfa Çağdaş edebiyatımızın usta yazarlarından Müge İplikçi, 17 Ağustos depreminde kentleri yıkılan, çocuklarını, ailelerini kaybeden kadınların gözünden anlattığı Yıkık Kentli Kadınlar da hâlâ sarılmamış bir yarayı yeniden gündeme taşıyor. "Kitap, üzerinden yıllar geçmesine rağmen tartışılacak bir sürü konuyu barındırıyor. Bunların başında deprem konusunda "alınmayan" önlemler başı çekiyor. Yöneticilerin bu konudaki duyarsızlığı anlaşılır gibi değil. Her şey bir yana bu söyleşileri kaleme alırken kadın olmanın etrafında örülmüş olan engebeler kendiliğinden merkeze oturmuştu. Yaşanan dramın bu gerçeği olduğu gibi çırılçıplak ortaya çıkarması çok düşündürücüydü. Olup biteni görmek için ne feminist literatürü bilmek gerekiyordu ne de bu konulara duyarlı olmak. Her şey ayan beyan ortadaydı. Hâlâ öyle. Bugün Türkiye'de kadınlar üzerindeki baskıyı, onlara yönelik şiddeti gördüğümüzde hissettiklerimiz, hissedebileceklerimiz gibi. Depremin ötesinde yaşanan bir insanlık ayıbıydı. Bu ayıbın en büyük bedelini ödeyen/erse kadınlar. Tıpkı bugün kadın cinayetlerinde tanık olduklarımız gibi." - Müge İplikçi |
|
#2 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| 1999 yılında oldu deprem. O zamanlar çiçeği burnunda bir anneydim. Kısaca, tuhaf bir biçimde yaşama odaklandığım bir süreçteydim. Sonra, o döneme tanıklık eden birçoğumuz gibi çok ayrı bir yere savruldum depremle. Ölüme. Belki de yaşamımda ilk kez eşzamanlı olarak birbirinden bu kadar uzak, aslında birbirine çok yakın duran bu iki ucu çok net seçebiliyordum. İnsanın en arkaik korkularından biri olan deprem ve sonrasında gelen ölümle kendi kafamda hesaplaşmak istedim. Öyle böyle değil, çok istedim bunu. Özellikle evlatlarını yitirmiş kadınlarla konuşmak ruhumda derin izler bıraktı. Ama bir biçimde ölüme meydan okumanın ne olduğunu da anladım. Devam etmekti bu, devam edebilmekteki güç, tılsım, anahtar. Kendimce yaşamın en büyük sırrının bu olduğunu çözdüm. Bu yüzden bu kadınlara minnettarım. Bu sırla birlikte onlardan o kadar çok şey öğrendim ki! Kitaptaki satıraralarında bunları bulacaksınız ama birçoğu hâlâ zihnimde ve farklı kurgularda anlatılmayı bekliyor. Yıkık Kentli Kadınlar ilk önce akademik bir platforma taşındı, bir yüksek lisans bitirme tezi oldu. O dönemde tezin ortaya çıkmasına destek veren danışmanım Margaret Mills’in ve akademisyen arkadaşım Yücel Demirer’in katkılarını unutmam mümkün değil. Sonrasında bu çalışma Metis SiyahBeyaz dizisiyle okurla buluştu. Bu buluşmada emeği geçen çok insan var. Başta, o dönemde dizinin editörlüğünü yapan eşim Ruşen Çakır olmak üzere Semih Sökmen, Emine Bora ve Vehbi Ersan’a teşekkürler. Kitap, üzerinden yıllar geçmesine rağmen tartışılacak bir sürü konuyu barındırıyor. Bunların başında deprem konusunda ‘alınmayan’ önlemler başı çekiyor. Yöneticilerin bu konudaki duyarsızlığı anlaşılır gibi değil. Her şey bir yana bu söyleşileri kaleme alırken kadın olmanın etrafında örülmüş olan engebeler kendiliğinden merkeze oturmuştu. Yaşanan dramın bu gerçeği olduğu gibi çırılçıplak ortaya çıkarması çok düşündürücüydü. Olup biteni görmek için ne feminist literatürü bilmek gerekiyordu ne de bu konulara duyarlı olmak. Her şey ayan beyan ortadaydı. Hâlâ öyle. Bugün Türkiye’de kadınlar üzerindeki baskıyı, onlara yönelik şiddeti gördüğümüzde hissettiklerimiz, hissedebileceklerimiz gibi. Depremin ötesinde yaşanan bir insanlık ayıbıydı. Bu ayıbın en büyük bedelini ödeyenlerse kadınlar. Tıpkı bugün kadın cinayetlerinde tanık olduklarımız gibi. Sevgili genel yayın yönetmenim Sırma Köksal bu kitabı yeniden basabileceğimizi söyleyince çocuklar gibi sevindim. Kendisine ve bütün Everest ekibine teşekkürlerimi sunuyorum buradan. Kapak her zamanki gibi Utku Lomlu’ya ait. Sağolsun. 17 Ağustos 1999- 17 Ağustos 2011. Çok yıl geçti üzerinden. Çok şey unuttuk. Hatırlayabilmemiz için yeni depremlere değil tanıklıklara bakalım. Elinizdeki bu kitap böylesi bir hatırlayış için. Bazı şeyleri unutmayalım diye. |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Müge Serin Öztürk - "Zamanda Buluşma" | Funda | Haftanın Kitabı | 0 | 07-23-2010 12:37 |
| Kadınlar "demokratik açılım"ı değerlendirdi | AYIŞIĞI | Güncel Haberler | 0 | 07-18-2010 22:40 |
| Berlinale'de bağımsız jüri "Bal"ı "En İyi Film" seçti | AYIŞIĞI | Güncel Haberler | 0 | 02-20-2010 15:41 |
| Türk "Sine-i millet", Ayna "Açılım bitti" dedi | AYIŞIĞI | Güncel Haberler | 0 | 12-04-2009 20:20 |
| Gidişlerinin Ardında "Yıkık Birer Kainat" Bırakanlara | Funda | Ayrılık | 0 | 05-30-2009 02:17 |
| GMT +3 Saat: 06:08. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |