![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Türk Yazarlar Kategorisinde ve Haftanın Yazarı Forumunda Bulunan Tunay Bozyiğit - "Nefesimi" Konusunu Görüntülemektesiniz. "Nefesimi" Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi. Cehennem yangınlarından Ölmeden çıktıysa bedenim; artık Benim olmalıyım, benim. Yeter yüreğimi bir çift gözün Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı Değildir karşılığımız. Pusatını dağ Sisinden alan, ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
![]() "Nefesimi" Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi. Cehennem yangınlarından Ölmeden çıktıysa bedenim; artık Benim olmalıyım, benim. Yeter yüreğimi bir çift gözün Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı Değildir karşılığımız. Pusatını dağ Sisinden alan, firarını mermisine Emanet eden bir namludur bu Eşkıya sevda ki; zulasında asılı Durur kefenlediği ölümü. Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta Adem`den beri. Bilir ve intihar Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini. Güneşin kızılca kıyametine çatar Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa Cehennemden beter yanmalı! Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını; Özleminin çiseyle yıkanmış şafak Değerini kim? Hani ellerine kuşlar İnerdi, kardan üşüyen kuşlar... Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay Şahrud. Eşkıya yüreğime çığ düştü Üşüyorum ha... Aç ellerini. Geldim mutsuzluğumla Yürek susuzluğumla Koynuna al demiyom Şikte koyma beni Koynunda yatır demem Yeter bağışla beni Aç ellerin gireyim Sana ömrüm vereyim Kuruyan dudaklarına Nefesimi süreyim Kuruyan dudaklarıma Nefesini süreyim Dağlara küs olur mu Banara yas olur mu İki can bir bedenken Ayrı yatmak olur mu İki yürek bir canken Ayrı düşmek olur mu Biliyorum suçluyum Kentin kirli suyuyum Sevmesini bilmiyorsam Geçmişin sonucuyum Aç kapıyı gireyim Sana ömrüm vereyim Kuruyan dudaklarına Nefesimi süreyim Kuruyan dudaklarıma Nefesini süreyim Tunay Bozyiğit Tunay Bozyiğit Kimdir ? 01 Mart 1967 IĞDIR / TUZLUCA Doğumludur. seyduna 'alamut kalesi' efsanesinin yaratıcısı hasan sabbah'ın diğer adıdır. ünlü hayalet kale hazar'ın güneyinde yer alan iran kenti ghazvin'dedir. alamut kalesinin altından geçen ve hayat veren ırmak anlamına gelen şahrud ise aynı efsanenin bir parçasıdır. SEYDUNA VE ŞAHRUT'UN AŞKI Azeri olduğunu ama Anadolu ve Mezopotamya kültürüyle beslendiğini belirten Bozyiğit, albümdeki her türkünün ayrı bir öyküsünün olmasını çalışmaya renk veren bir olgu olarak tanımladı. Albümün tamamına hakim duygunun aşk, sitem ve sosyal adaletsizlik olduğunu vurgulayan Bozyiğit Seyduna ve Şahrud ile olan yakın ilişkisini ise şöyle açıklıyor: "Hassan Sabah ilginç bir kişiliktir. Ben tarihi seviyorum. Mezopotamya tarihini, Azeri tarihini okumayı seviyorum. O başkaldırı biçimiyle, o işgale karşı mücadale biçimiyle çok ilginç gelmiştir. Şahrud, özünde bir semboldür. Yani Şahrud denilen birisi yoktur. Alamut Kalesi'nin altında geçen bir ırmağın adıdır. Ben sevdiğim kadını bir suya, bir akan suya benzettiğim için akıp durulan bir şeyden ürettiğim için ve hayat veren bir ırmağa benzettiğim için o ismi kullandım. Ve güzel bir aşk öyküsü oldu. Belki de ayrılıklar, ya da acı, ya da büyü sanatsal üretimin temelinde çok önemli bir yer işgal ediyorlar" Karınca katarı nasılda çoğalmada seyduna türkülerinin yaşamında... Yeni soluklar nakışlanmada ezgili yüreğimin gergefinde usta nefeslerin yanı başında. Harlı türkülerime ağızlarını yakmada... İnadına yol almada kervan... Her türden dost yaralarına aldırmadan Düşman nasılsa bilir hududunu ve gücünü türkü yaratan yüreklerimizin... Gelecek güzel günlere çoğalmada türküler... Varlaşmada sesimizin toğrağında... Ezgili seslerimizin güneşi vursun yüreklerinize... (Tunay Bozyiğit) Şaşırtmayı ve şaşırmayı hep sevdim ömrümce..çocukluğumu geçirdiğim ermeni sürgünü köyüm kağında ilk aşk ilk aşka ağlamışlık la başladı yaşamım..adı zerişan dı ..ana dolumda kızlar erken büyür ve ere erken verilir hemi de öyle oldu Batası töresince..yüreğimde yangın halaya durdu gövdem boyunca kudurdu..o acının izi taptaze kaldı her aşk vuranda kanadı..ilk şiir ve bestede taa o zamandı..köyümüzü sel vurdu..çığlığım türküye döndü..ücra köyümle dünya arasındaki köprü her bahar gibi sele teslim olmuştu ekinler heder canlılar telef olmuştu. Orta okula başlamam için kazamız tuzluca ya inmiştim babamla..üç dört katlı binalar görüp dehşete kapılmıştım..babama sordum kim yönetiyor burayı kaymakam dedi,tamam kaymakam ola cam dedim töreyi kaldı racam..sonra fotoğrafçı ya gittik kara çarşafın içinde kaybolan buraya bak kuş çıkacak diyen ve koca bir ışıkla beni kandıran utandıran alasker amcayı tanıdım.ikinci kandırılmamdı ilki kolumu aşı diye çizen şekerle aşılayan doktor olmuştu.babam poz için saçımı elleriyle taradı ilk sevişiydi .başımda o ellerin izi kaldı. ah sevmelerde ahım kaldı.köyümde çocukları sevmek törece yasaktı. okula başladım sarı saçlı çilli biri önümdeki sırada oturuyor..ilk kez böyle bir şey görü yom..milli güvenlik dersimize giren binbaşının kızıymış..askerden ilk darbeyi o an yedim ve tam iki yıl bir güneş gibi sadece seyreyledim h.sevgi Erdinç’i..ilk lal oluşumdu sonra bir arkadaşın bağlamasıyla tanıştım eve getirdim sevindirdiktim meğerse aylardan kerbelaymış bağlamanın teknesini başımda paralattım babama..sanatçılığım kırkına dek ertelendi..köyün ilk memuruydu babam tek radyo bizde vardı ermeni ve Kürt müziğini Erivan radyosuyla tanıdım arkadaşlarıma hava attım..ataması Iğdır’a çıkınca babamın taşındık..3.sınıfta siyasetle tanıştım ve devrimci olarak babamın ölünceye dek utancı oldum..sülalem beydi ve vekil yada senatör sadece bizden olur halkı oy davarı bizimkiler yapardı..ailemi izole ederek cezalandırdı sülalem bendim sebep..derken lise… sınıflarda sıralar ayrışır sağcılar sağda solcular solda oturur jandarma arada volta vurur hoca karatahtada ders anlatır teneffüsler sırayla yapılırdı..orta eğitimde azım kaldı..temel dersler boş geçer tali dersler kaymakam la beraber hükümet memurlarıyla doldurulurdu..dövülmediğim gün şanslı sayardım şaşırırdım..eve gelip babamdan isterlerdi dövmek için malum çevreler..denizlere yaptığım bir türküyle ölümüne dövülüp bayıltılmıştım…türkülerden çekeceğim ta o zamandan sabit ve sabıkalaşmıştı.. Karakolda ayna yerine korkunun ve işkencenin olduğunu da o zaman öğrendim..ve son sınıfta sömestrde komşuluk arkadaşımca öldürüleceğimi haber alıp kağınıma ricat ettim..ikinci yarı yıl açılmayınca birinci yarı yıl notlarıyla mezun oldum..ünv.sınavları için İstanbul’a koyuldum ..otobüsün yedek şoförünün karnında uyuyarak Erzurum da ölümden kurtuldum..o ilde öfkem ve ölüm korkum kaldı..Ankara da 13 katlı Gülhanayi hayretle saydım İzmit de denizin mavisine şaştım ..haritada deniz olduğu belli olsun diye maviye boyandığını sandıydım..İstanbul da ilk işim Ataköy çadırlı kampta wc temizlemek ve çöpçülükle işe başladım..sonra askerlik samsun olaylar ve kurayla tekrar İstanbul..kavilleşmiştim bu şehirle..ve 12 eylül bana ikinci askeri darbesi..daha 13 ünde eylülün zimmetimdeki her şeyin teslim alınması ve koğuş ta yemekhane de ve de her duvarda var olan uyulması gereken kurallar da 6. madde olarak yer almam;dikkat Tunay boz yiğit tehlikelidir onunla ilişki kurulmayacak ve 24 saat astsubay ünal… ın gözetiminde bulunacaktır ..işkence haneye dönüştürülen samandıra kışlasında isyanım telefon eylemim ve sürgünler.. Derken yine İstanbul ve her işte çalışma. ama her işte ..derken 83 te kanarya orta okulun da memuriyet..yine kuralsızlık ve cezalar ve 88 de eğitderi kurma çabalarım sonrası politik tavrımla yargılanmam ve mahpushane 5 yıla yakın mahpusluk..paşa kapısı yakması metris isyanı ve 8 sürgün ve bitişle yine İstanbul Yine her iş sabıkamla iş bulma zor olsa da.en son oto yıkama ve boya badana..ve ordan Marmara ünv.yine politik yaşam ve mezun olamama hala iki dersim var ve silmemişlerse öğrenciyim hala..sonrası ne iş olsa da yaparım ve alamut kalesinin 2000 de açılışı..ve yaşamımda yeni bir sayfa Sosyalist anarşist karakterim sizlerinde tanıdığı seyduna denen karaktere dönüştü..kırkında geç kalmış bir sevdanın yitik öyküsüyle başlayan şahrud seyduna türküleri eserleri..ve lal olduğumu tescilleyen şiir kitabım yayınlandı Evet artık köhneyim ama bu yaşlılığımla bile daha benden çok ah aman ve aşk çıkar inanın..çünkü karnımda daha söyleyeceklerim var.. Ha; kendimi bileli dört şeyi sevdim;politika(politik ahlağım olmayanın başka ahlağı olmaz bütün ahlaklar politik ahlağa tabidir)şiir aşk ve türkü halada onlarla varım Beni sevmenize şaşırıyorum..sizleri sevdiğime ise şaşa kalıyorum..ve inanın en çok hala kendimi şaşırtıyorum..şaşkınlıklarıma hazırlıksız yakalanın..şu an dört kitap bitirdim yayına hazır..birisi destandır..ve 4.albüm için stüdyodayım..nisanda bayram muştusu diye..beni şaşırtmaya devam edin ki sizleri şaşkına çevireyim..yüreğinize selam ediyor ve yüreğinizin pamuktan yumuşak ellerinden öpüyorum..yaşantımdan dar bi özeti sunuyorum.. Tunay Bozyiğit ALAMUT KALESİ(KAFE-SANATEVİ) Balık pazarı çıkışı Cumhuriyet Meyhanesi karşısı (sokak içi) Balık sokak No: 10/5 Beyoğlu /İstanbul TEL: (0212) 292 44 15 ŞİİRLERİ : 1- Acı Su 2- Acıya Gülmek 3- Ahmak Gönlüm 4- Aldı Gitti 5- Ay Karam 6- Ay Yar 7- Ayrılık da Sevdadandır 8- Ayrılık Rüzgârı 9- Bahara Yenildiler 10- Bedesten 11- Deniz Kenarında Bir Ev Yapmışım 12- Ebruli (Ayrılığın Hasreti) 13- En Sağlam Yarıma: Şahrud'a İtirafımdır 14- Göç Kız 15- Gözlerinin İçi 16- Gule 17- Gülendamlım 18- Hayat 19- Hüzün Buğusu 20- Iğdır 21- İstanbul Ağlıyor 22- İsyan 23- Lal Olaydım 24- Lal-ı Reyhan 25- Mayıs 26- Men Ölem 27- Nefesimi 28- Ömür Göz 29- Ömür Söken 30- Selvi Dalı 31- Sen Hiç mi Bahar Görmedin 32- Seyduna Türküsü 33- Şahrud (Seyduna Ağıdı) 34- Tütün 35- Yarım Adam 36- Yavaşça 37- Yitik Öyküdür 38- Yürek Göçü |
|
#2 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| HAYAT: Alamut Kalesi'nden günümüze Seyduna Türküleri Tunay Bozyiğit'in Alamut Kalesi ve onun yılmaz bekçisi Seyduna'dan (Hasan Sabbah) esinlenerek söz ve bestelerine imza attığı "Seyduna Türküleri ve Şahrud" albümü Anadolu Müzik'ten çıktı. Şahrud Irmağı'na giden yolun üzerinde, sarp kayaların başında yer alan hayalet bir kale... Alamut Kalesi yani Kartal Yuvası. Kendilerine cennet bahçeleri vaad edilen fedailer ve onların lideri Hassan Sabah, diğer adıyla Seyduna. Tarihin, mistik öğelerin ve aşkın işlendiği 15 türküyü Tunay Bozyiğit'in deyimiyle "yürekleriyle" Hakan Yeşilyurt, Kazım Koyuncu, Hakan Yeşilyurt, Arzu Görücü, Özlem Özden, İbrahim Koç, Hilmi Yarıyıcı, Zülfü Beyhan seslendiriyor. Bir yıllık emeğin sonunda ortaya çıkan "Seyduna Türküleri ve Şahrud" albümü hakkında bilgi veren yapıtın mimarı, söz ve müziğin yetkin ismi Tunay Bozyiğit, türkülere olan ilgisizlikten yakındı. "Cepten yemeyi seven bir toplumuz. Zaten tüketiciliğin neredeyse yaşam biçimi olduğu bir süreçten geçiyoruz. Ve insanlar üretmek yerine hazırda olanı alıp nisbi değişiklikler yaparak ya da başka enstrümanlar katarak yeniden okuyorlar türküleri" diyen Bozyiğit, türkülere olan sevdasını ve neden böyle bir çalışma yapma gereğini duyduğunu şöyle anlatıyor: "Bu türkülerimiz gerçekten çok yürekli. Ama ben biraz da kendi yüreğimde karayım istedim. Yılların birikimi türkülerimiz, Anadolu yaşamını aktaran bu ezgiler zaten yüreğimde harmanlanmış. Soluk bulayım istedim. Sözün üstüne söz koyabileyim, sesin yanına ses katabileyim. Varolanı tüketmeyeyim. Öyle bir kaygı da taşıdım. Türkülerimiz yavaş yavaş tükeniyor. Böyle olmamalı. İnsanlar üretmeyi esas almalı" "Ticari kaygı gütmedik" Kollektif bir ruhla üretilen albümün düzenlemesini Kemal Sahir Gürel ve Nail Yurtsever'in yaptığını belirten Bozyiğit albümde yer alan sanatçıların hiçbirinin ticari kaygı gütmeden, ortak gönüllülük temelinde çalıştığını vurguladı. "Hepsi usta arkadaşlar, nefesin ustasıdırlar. Yürekleriyle geldiler, katıldılar. Ortak bir gönüllülük esasında üretildi, harmanlandı, ortaya çıktı. Bu nitelik albümü gerçekten güzelleştirdi" diyen Bozyiğit iç dünyasını ve aşk halini Seyduna ve Şahrud'ta imgelediğini belirtti. Seyduna ve Şahrud'un aşkı Azeri olduğunu ama Anadolu ve Mezopotamya kültürüyle beslendiğini belirten Bozyiğit, albümdeki her türkünün ayrı bir öyküsünün olmasını çalışmaya renk veren bir olgu olarak tanımladı. Albümün tamamına hakim duygunun aşk, sitem ve sosyal adaletsizlik olduğunu vurgulayan Bozyiğit Seyduna ve Şahrud ile olan yakın ilişkisini ise şöyle açıklıyor: "Hassan Sabah ilginç bir kişiliktir. Ben tarihi seviyorum. Mezopotamya tarihini, Azeri tarihini okumayı seviyorum. O başkaldırı biçimiyle, o işgale karşı mücadale biçimiyle çok ilginç gelmiştir. Şahrud, özünde bir semboldür. Yani Şahrud denilen birisi yoktur. Alamut Kalesi'nin altında geçen bir ırmağın adıdır. Ben sevdiğim kadını bir suya, bir akan suya benzettiğim için akıp durulan bir şeyden ürettiğim için ve hayat veren bir ırmağa benzettiğim için o ismi kullandım. Ve güzel bir aşk öyküsü oldu. Belki de ayrılıklar, ya da acı, ya da büyü sanatsal üretimin temelinde çok önemli bir yer işgal ediyorlar" "Göç Kız'ı Kürt halkına atfettim" Albümde yer alan "Göç Kız" adlı parçayı Kürt halkına atfettiğini belirten Bozyiğit, parçanın öyküsünü ise şöyle anlatıyor: "Bir Kürt Kızı'yla tanıştım. Çok değerli, çok güzel bir insandı. Ama çok küçük yaşında göç etmişti Ege Bölgesi'ne. Fakat toprağına dair hiçbir bilgisi yoktu. Ve çok savruktu. Bir anlamda Kürt halkına benziyordu. Çok da kendi değerlerine her anlamda sahip çıkan bir yanı yoktu. Çok yürekli, çok güzel bir insandı ama altyapı yoktu. Seslenişim bu yüzden." 'Yüreğimi susturamıyordum, habire konuşuyordu' Albümde şiirlerle ezgilerin yakaladığı bütünsellik hemen her türküde farkediliyor. Şair yönününün daha ağır bastığını belirten Bozyiğit, şiir ve ezgilerinin yakaladığı uyumu şu sözlerle anlatıyor: "İlginçtir herşey hep doğaç geldi. Yüreğimi susturamıyordum. Konuşuyordu, habire konuşuyordu. Yazıyordum, beraberinde ezgi de geliyordu. Asla tasarlanarak bir şey yapmadım. İkincisi her türkünün kesinlikle bir öyküsü var. Kemal Sahir Gürel arkadaşımın düzenlemedeki ustalığı da söz konusu. Biraz yalınlığı esas aldık. Gürültü kirlilliğinden uzak. Piyasa kaygısı gütmeden. Sadece anlatmak istediği ve yüreğimden geleni sadece ifade etmek istedim. Çünkü türkülerimi yaparken de, şiirsel tadı vardı. Ben onları türkü sözü olarak yazmadım, şiir olarak yazdım. BAYRAM ARSLAN |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Cevdet Bağca-Nefesimi Süreyim | FdLya | Duygusal Videolar | 0 | 10-27-2009 10:09 |
| Nefesimi | Funda | Duygusal Flashlar | 0 | 04-25-2009 08:52 |
| GMT +3 Saat: 06:34. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |