Pazarlık
Baharları köydeki işlerimiz nedeniyle hafta sonları köyevine giderdik.Cumartesi ,meyve ve sebzelerin dikimi ve bakımı ile uğraşırdık.Toprağın bakımı yapılır,yabani otlar sökülür,fidanlar toprağa dikilirdi.
Kalabalık bir aileydik ve hep beraber çalışmak çok hoşumuza giderdi.Toprakla uğraşmak hafta içi yaşanan stresi üzerimizden alırdı.Temiz hava da cabasıydı tabi.Herkes birbirni dinler,rahatça herkes düşüncelerini açıklardı.Çok fidan diktik ve onların hayat mücadelesini izleme imkanı bulduk böylece.Bahardan çiçek tohumlarını ekerdik,evimizin önüne.rengarenk çiçek olup açtıklarında okullar kapanmış olurdu çoğunlukla.Hanımelleri,şakayıklar,patlar,hercailer ,kadifeler,aslanağzı ve karanfiller.Ayrıca iki tane dut ağacı vardı evin önünde.Dut ağaçlarının önünde erik ve kayısı ağaçları.Hepsini birbirini bağalayan asma dalları.Dut ağacının altına oturmak için sedirler çakılmıştı.Gerçi yazları orada yatardık.Yıldızlar ne kadar da güzel görünürdü.Yıldızlarla ilgili ne kadar da çok masal uydurmuştuk ve bir gün o yıldızlara ulaşmak isteyen hayaller kurmuştuk kimbilir.Bizler toplaığımız erikleri sayar,en çok kimin topladığını bulmaya çalışırdık.Ne şamata yapardık ama.Erik dallarına kurduğumuz salıncaklardan az düşmedik hani.Ne güzeldi o günler.
Annem sabahları hamur yoğurur,komşularla birllikte fırın yakarlar,kimi yayık yapar,kiimi çay demler,kimi çökelek yapmak için ocağı yakar,kuru odun dalları çıtır çıtır yanarken sıcacık ekmek kokularının geldiği sofraya doluşurduk hepimiz.(Ekmeğin mayasını da annelerimiz yaardı.Buğday,darı ve nohut suyla doldurulmuş kavonoza konur,kavonoz un çuvalının içine oturtulur,köpürdükten sonra unla karıştırlırdı.)O ekmeğin kokusu hala burnumda,her pazar arıyorum doğrusu.Üzerine taze yapılmış tereyağ sürerdik,peynir veya çökelek,kendi bahçemizden zeytin ve taze roka,maydanoz,marul...Allah ne verdiyse yani.Yanına da çay tabi.O zamandan bir tek çay kaldı galiba.O yüzden vazgeçemeyişimiz belki de.Onu da bırakırsak,tüm çocukluk anılarım silinecekmiş gibi geliyor bazen.
Fırından yeni çıkmış,nohut kokulu ekmeklerin üzerine sürülen mis gibi tereyağlar kalmadı ki...
Ümran Akça
|