MavizeL mırr ve vızz (: Nice Mutlu Senelere
Go Back   www.MavizeL.com
Serbest Kürsü
Hayatın İçinden Satır Araları
İnsan İnsana Ağır Gelir mi?

İnsan İnsana Ağır Gelir mi?

 Serbest Kürsü Kategorisinde ve  Hayatın İçinden Satır Araları Forumunda Bulunan  İnsan İnsana Ağır Gelir mi? Konusunu Görüntülemektesiniz. "Bir insan Bir insan vardı. Bana gözleriyle değil Yüreğiyle Ve gözü gibi bakardı. Diken çizse elimi Kanardı sanki yüreğinin her dilimi. " İnsan insana ağır gelir mi? Sizden ricam bu ...

sosyal paylasim linkleri
İçeriği Facebook ile paylaş
İçeriği Digg ile paylaş
İçeriği del.icio.us ile paylaş
İçeriği Google ile paylaş
İçeriği StumbleUpon ile paylaş
İçeriği Reddit ile paylaş
İçeriği Twitter ile paylaş
İçeriği technorati ile paylaş
İçeriği Simpy ile paylaş
İçeriği Newsvine ile paylaş
İçeriği netvibes ile paylaş
İçeriği myspace ile paylaş
İçeriği misterwong ile paylaş
İçeriği friendfeed ile paylaş
İçeriği blogmarks ile paylaş
İçeriği Blinklist ile paylaş
  #1 (Mesaj Linki)  
Alt 03-26-2010, 13:20
YoLGeZeR isimli Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İnsan İnsana Ağır Gelir mi?

"Bir insan Bir insan vardı. Bana gözleriyle değil Yüreğiyle Ve gözü gibi bakardı. Diken çizse elimi Kanardı sanki yüreğinin her dilimi. " İnsan insana ağır gelir mi? Sizden ricam bu soruya cevap vermeden önce bir iki kez soluklanıp düşünmeniz. Çünkü bu soru çok kapsamlı, çünkü sorunun içeriğinde yatan derin anlam gün gelip bizi vicdanımızla karşı karşıya getirebilir, kendi iç sesimizi duyduğumuzda şaşırtabilir.

Yeri geliyor insan kendisine bile ağır geldiğini hissedebiliyor. Olaylar, hayatta karşısına dikilen ağır sorumluluklar kolunu kanadını kırıyor ve insan kendi duygularının yükü altında ezilebiliyor. Peki ya bir başkasının sorumluluğu, bir başkasının hayatını sizin ellerinize bırakmak zorunda kalması, şartlar gereği sizin hayatınıza bir şekilde sızması?

Hep yinelediğimiz gibi aslında hayatın her anı süprizlerle dolu ve hiç beklemediğiniz bir zamanda, hiç düşünmediğiniz insanlarla yollarınızın bir yerde kesişmesi, hayat çizgilerinizin üst üste gelmesi an meselesi. O süprizin konfetileri henüz etrafa saçılırken, yaşayacaklarının hiç de kolay olmadığını anlar insan; düşünecek, olayları değerlendirecek zamanı da olmaz çoğu kez ve kendini bir anda bir başka yöne savrulurken bulur.

Neler mi olur dersiniz? İşte hayatın içinden kopup gelen birkaç örnek... Ailesini tüm yakınlarını elim bir kazada yitiren bir yakınınızın çocuğu; eşini birdenbire kaybeden ve hiçbir maddi geliri olmayan bir akrabanız; hayat arkadaşı diğer dünyaya göç ettiği için evde tek başına yaşayamayan bir aile büyüğünüz; sorgusuz sualsiz işinden çıkarılan bir eş; alkolün ya da uyuşturucunun pençesine düşmüş bir yakınınız; ruh sağlığı bozulan bir akrabanız; trafik canavarı nedeniyle tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkum kalan bir aile ferdi,...

Bu ve benzeri örneklerle hayatımızın mutlu ve mesut evresini devam ettirdiğimiz ve bunun sonsuza dek hep böyle süreceğini düşündüğümüz bir anda hepimiz karşılaşabiliriz, öyle değil mi? İşte o beklenmedik süprizle beraber hayatımız birdenbire değişmeye başlar, hatta gelecekle ilgili tüm planlarımızı bir süreliğine askıya almak zorunda bile kalabiliriz.

Tam bu noktada yine aynı soruyu sorsak ve insan insana ağır gelir mi diye bir kez daha düşünsek acaba cevabımız değişir mi? Elbette bir yandan o kötü süprizi birebir yaşayan adına üzülürsünüz, öte yandan onun başına gelen tüm talihsizlikleri ortadan kaldırmak için yardım edebilme duygunuzu hemen harekete geçirirsiniz, bir anlamda vicdanınızın sesini dinlersiniz. Hatta bunlar doğal olarak kendiliğinden gelişir. Ama yine de kendi kurulu düzeninizin, gelecekle ilgili düşlerinizin, yapmak istediklerinizin bir şekilde sekteye uğraması; ilk başlarda yapabilirim diyerek kabullendiğiniz yeni hayatınızda sizi bu soruyla karşı karşıya getirmez mi? Evet belki kimselere itiraf edemezsiniz ama içinizden zaman zaman da olsa düşünmez misiniz? Her şey yolunda giderken "nereden çıktı şimdi tüm bunlar?" diye isyan edip, hayatı sorgulamaz mısınız?

Bunu düşünüyor olmak sizin vicdansız olduğunuz anlamına da gelmez üstelik, son derece doğal bir yaklaşımdır. Çünkü gerçekten de gün gelir insan insana ağır gelir. Çünkü dünyanın en ağır yükü insan yüküdür. O maneviyat altında ezilir insan. Şartlar her ne olursa olsun böylesi bir yükü omuzlamak, böylesi bir ağırlığa destek vermek sanıldığı kadar kolay değildir. Yapılması gerekenler adına ilk adımı atmak bile başlı başına özveri isteyen bir durumdur.

Sadece iyi kalpli olmakla, sadece istemekle, sadece vicdanınızın sesini dinlemekle gerçekleştirilmesi zordur; bundan çok daha fazlası gerekmektedir. Öncelikle sabır, kocaman bir yürek, her zaman pozitif düşünceler, gülen bir yüz, sinirlere hakim olabilmek,... sadece aklıma gelenler.

Sabrınızın sonuna kadar sınanacağı, fedakarlığınızın her an tetikte bekleyeceği bir ortamdasınızdır artık. Üstelik bunları yaptığınız halde bir teşekkür bile duymayabilirsiniz, fedakarlığınız yeterince anlaşılmamış olabilir.

Tüm bunlara hazır mısınız? Ruh sağlığınızı koruyarak, bir yandan da hayata gülümseyerek bunları yapabilecek misiniz?

"Şartlar beni bu noktaya getirdiyse eğer evet" diyenlerinizin çoğunlukta olduğunu biliyorum. "En azından denemeliyiz" diyenler de.

Evet bende en azından denmemiz gerektiğini düşünenlerdenim. Önümüze çıkan zorlu süreci daha yaşanabilir hale getirebiliriz belki de umudumuzu kaybetmeden, belli mi olur? İlkler her zaman zordur, insanlar alışmaya başladıkça zorluklarla daha kolay mücadele edebileceğini görür zaten. Hem o zoru başarmanın sevinci, hem süregelen cesaret ve sabır, düğümleri daha kolay çözmemizi sağlayacaktır, merak etmeyin. Hem böylesi daha insani değil mi? Yani baştan olmaz deyip kestirip atmak, yapamam deyip tüm kapıları kapatmak ve akşamları sızlayan vicdanımızla karşı karşıya gelmektense denemek en güzeli bence de. Denemek ve başarmak adına her türlü şartı sonuna kadar zorlamak...

Buna güzel bir örnek, eski zamanlardan aklıma düştü. Çocukluk yıllarımda yakın çevremizde tanıdığımız bir teyze vardı, tamamen yatağa bağımlı annesine bakıyordu. Elbette o yıllarda bunun ne demek olduğunu anlamam mümkün değildi ama, annesini kaybettiğinde yeküne vurulan zaman tastamam otuz seneydi. Neredeyse bir ömür, dile kolay. Kısa süren evliliğinin ardından kendisini tamamen annesinin bakımına adamış ve o süre içinde kendisi de ömrünü tüketmişti. O nasıl bir özveri, o nasıl bir sevgiydi ki bir gün bile yüzünün asıldığını, sinirlendiğini görmemiştim. Öte yandan kim bilir kendisi yaşlanınca kimlerin eline düşecek, gençken yaşayamadığı hayatı ileriki dönemlerinde ona neler sunacaktı? Çünkü kaybettiği annesinden başka kimsesi yoktu. Galiba yaşam ona hep zorlu yanlarıyla görünmüş,onu adeta sınamıştı.

Şimdi düşünüyorum da hayat ne kadar zorlu bir yokuş aslında. Üstelik kimimiz bu yokuşu çıkarken kucağımız tamamen dolu oluyor ve kendimizden çok onlara itina ediyor, düşürüp kırmaktan, kaybetmekten korkuyoruz. Bu uğurda kendi yaşamımızı bile bazen feda edebiliyoruz.

Elbette hepsi iyi niyetimizle, verici olmamızla, insanın ve sevginin değerini bilmemizle alakalı ama, gelin birde madalyonun diğer yüzüne bakalım. Bizler tüm bu fedakarlıkları ve insan üstü çabaları harcarken, kendimizi yaptıklarımızdan dolayı yere göğe sığdıramazken; bir şekilde hayatımıza katılan bu insanların yüreklerini dinleyelim, ister misiniz?

Aslında karşı taraf içinde hissedilenler, yaşananlar çok zordur öyle değil mi? Başlarına gelen felaketle mücadelede yetersiz kalmaları zaten onları yiyip bitirir. O yetmezmiş gibi bir de sizin yaşamınıza bir şekilde dahil olmak, sizin düzeninizi bozmak, gelecekle ilgili hayallerinizi sekteye uğratmak ve tüm bunlarım sorumlusu olmak onlar içinde hiç kolay değildir. Yaşadıkları ruhsal travmaya ek olarak bir başkasına muhtaç olmanın ezikliğini her daim yüreklerinde hissederler. Dile getiremedikleri ama kendi iç dünyalarında yaşattıkları o kadar çok şey vardır ki... zordur böylesi bir yaşam gerçekten zordur. Her iki tarafı da alabildiğine zorlar ama sevgiyle, iyi niyetle, vicdanla beraber bir şekilde üstesinden gelinmeye çalışılır, öyle değil mi? İnsan kalbinde sevgiyi barındırıyorsa, hayatı sadece kendisi için gelmediğinin bilincinde ise, yaşamanın paylaşmak olduğunu içine sindirmişse, emek vermenin güzelliğini keşfetmişse, yapabileceklerini görüp cesaretlenmemesi, kendisine uzatılan eli sımsıkı kavramaması ve elbirliği ile hayata asılmaması için hiçbir sebep yok bence.

Her zaman dediğimiz gibi hayatın süprizleri her an kapımızda. Hiç kimsenin hayatı bir diğerine benzemiyor, hiç kimsenin yaşantısı güllük gülistanlık değil, dışardan öyle görünseler bile içlerinde ne fırtınalar kopuyor kim bilir. Ama herkes bir şekilde yaşama tutunmuş. Kimimiz tam kıyısındayız hayatın, kimimiz tam ortasında. Ama, bu öyle bir nehir ki gün geliyor ortadakiler birdenbire çıkan o azgın dalgalarla baş edemiyor ve kıyıya vuruyor; gün geliyor kıyıda tüm umudunu yitirenler ortadaki sakin sulara kavuşuyor.

Dilerim hiç birimiz o sakin sulardan ayrılmayız, ayrılsak da kıyılarda fazla oyalanmadan eski dinginliğimize yeniden kavuşuruz. Yaptıklarımızla gurur duyarak, yapacak olduklarımıza cesaretle sarılarak tüm süprizleri olabildiğince kolay şekliyle atlatabiliriz. Elbette bizim de bir hayatımız olduğunu, kendimiz içinde bir şeyler yapmamız gerektiğini ve tüm yapacaklarımızın ancak bizimle hayata geçeceğini unutmadan.

Sözlerimi yine çok sevdiğim şair Esat Selışık'ın "İsimsiz Yakınlar " adlı şiirinden bir alıntıyla kapatmak istiyorum. Anlamını içinize iyice sindirin bence...

"Bir insan
Bir insan vardı.
Bana gözleriyle değil
Yüreğiyle
Ve gözü gibi bakardı.
Diken çizse elimi
Kanardı sanki yüreğinin her dilimi."
Alıntı ile Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

forum kurallari Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


similar threads Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gökhan Türkmen - Ağır Ağır - 2010 Biraz Ayrılık Albümü Şarkı Sözleri Funda Gökhan Türkmen 1 03-25-2010 18:41
Yüreğim Ağır Yaralı Funda Resimli Şiirler 0 06-24-2009 01:15
Senin Yükün Ağır... Funda Aşk 0 05-08-2009 13:53
Ağır Ağır - Ahmet Selim (Mp3 - İndir - Yükle) Funda Ahmet Selim 0 03-18-2009 08:56


firma ekle
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Sitemizde yasalara aykırı unsurlar Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3, Illegal vs. durumlar
ve belirtmediğimiz diğer aykırı unsurları info@mavizel.com email adresine bildirebilirsiniz.
GMT +3 Saat: 15:55. yukarı git
Ana Sayfa - Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz - Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin

MavizeL - Kimliksizim - Nevrotik Sayıklamalar - Emre Gökce - Şiir Fm


SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012,
Jelsoft Enterprises Ltd.