![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Mavi Yürekler / Mavi Kalemler Kategorisinde ve İsmail Sarıgene Forumunda Bulunan Mavi Bilyeli Çocukluğumla Hasbihal -1 Konusunu Görüntülemektesiniz. " Hile ile üttüğüm mavi bilyeler ile Annemin boş yağ tenekelerine doldurduğu toprakta yetişen güllere ithafen " Gölgeye tok, güneşe aç bir ev.. Geniş parke taşlara yuvarladığım mavi bilyelerim yeşil ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| " Hile ile üttüğüm mavi bilyeler ile Annemin boş yağ tenekelerine doldurduğu toprakta yetişen güllere ithafen " Gölgeye tok, güneşe aç bir ev.. Geniş parke taşlara yuvarladığım mavi bilyelerim yeşil kapılı kerpiç bir evin duvarlarına sirayet etmiş üzüm bağlarına sarılmış. Uzun bir yolculuğa benzerdi odalara çıkan tahta merdivenlerimiz. Güneşin fakir olduğu bir coğrafyanın kardeşliğine soyunmuştu uzun salonumuz. Ayaklarının çıplaklığının yüreginin acizliğinde farkedilmediği bir Afrikalı çocuk gibiydi evlere açılan kapılar. Akşam güneşine sığıntı tahta pencerelerimiz vardı. Sarı korkulara namzet büyük camlı pencerelerden doğardı küçük kasabanın soba kurumlarından kaçan umutları. Sağı solu kerpiç evlere dayalı önü ve ardı boşluğa bakan bir hayattı içimiz. Ezan sesinde uykularından uyanan odalar vardı iç ceplerimizde. Yüksek oluşundan ve uzunluğunda insanın soluğunun kesildiği o merdivenlerde kaç kez yitirdiklerimi bir kez daha yitirdim.. Babama dair kısa bir hasbihal.. İki bağrı açık ve bayağı dekolte sokak başından ikindi sonrası elinde sefer taslarını koyduğu rengarenk bez çantasıyla karşılıyoruz babamızı .Yeşil demir kapı ile tahta kapının arasında sıkışmış bir betona oturmuş yüreklerin bayram sevinciydi babamız. Ezan vakti ile başlardı ekmeğe olan koşusu.Gözlerinin yorgunluğunu gözlük camlarında sakladığı yüregini her akşam üstü dinlendirirdik. Ayak izlerimi sürüdüğüm tarihi çalınmış bir kent.. Gençliği bir deprem ile alınmış bir kasabanın tarih kokan sokaklarında geçti çocukluğum. Tali bir yolun devşirme satırlarına kavuşan bir handı yurdum. Gelenin hep gidenle anıldığı bir yerdi. Ama huzurdu ana caddeye çıkan sokaklarda büyük ağaçların diğer adı. Kapılar kilitlenmezdi daha önceleri. Kapı zilleri çalınmadan içeri girerdi misafirler. Bir ses mesafesi kadar yakındı komşuluk. Mahallenin hanımları evlerin önünde toplanır beraberce domates salçaları yapar, beraberce turşular kurar ve yufka kesip kışlığa hazırlanırdı. Sohbetleri hep koyuydu. Hep demliydi umutları. Kavgaları eksik olmazdı. Ama küslükler hep barışmaya yeminliydi. Mavi bilyelerin bisiklet düşüne olan kavgası Mazisi eski bir mezara tanıklık eden bir tepede dizleri toprakla sevişen çocukluğumun ilk göz ağrısı idi kemik bilyeler. Birkaç tane ile başlayıp poşetlere sığmayan umutların diğer adıydı mavi cam bilyeler. Küçük bir deliğe yuvarlanan ve her zafere yeni zaferler ekleyen bir baş kumandan gibiydi akşam eve dönüşler. Akşam ne kadar bilye topladın mutluluğun / kazancın oydu oysa yeni pantolonumun kirlenmesi bende hiçbir anlam ifade etmiyordu. Sonra biraz daha büyüdük..Bileğimizin hakkıyla kazanmaların yerini hile ile ütmeler aldı. Büyüdük ya güya..Biraz boy attık ya.çelik çomaklar, futbol işgal etti mavi bilyelerin koşuşmalarına. Sonra da bisiklet. Vitesli, parlak jantlı bisiklet. Rüzgarın oğlu olup yollara kafa tutacaktım güya, meteliğe kurşun sıkar gibi yaşıtlarıma hava atacaktım. Bak, senin gibi benim de bisikletim var deyip nispet yapacaktım mahallenin çocuklarına. Oysa marangoz bir babanın oğluydum ben. Seneler önce daha ilkokula gitmeden bir bisiklete sahip olmuştum ben. Tahtadan yapılmış bir araba. Dört tekerlekli bir tahta araba. Yokuştan salıp düzlüğe kadar süren sevinçlerin dört ayaklı hali. Mavi bilyelerimle bisiklet düşlerim kaç kez sene kavga verdi bilmiyorum. Mavi bilyeler yenilecek bisiklet kazanacaktı sanırdım hep ama galip gelen hiçbiriydi. Kızgın güneşin altında bir erik ağacı gölgesinde lastik kokulu oyuncaklarım Güneşin kızgın ve yakıcılığına aldırış etmeden ekin biçen büyüklere inat ben bir erik ağacın gölgesinde dayanmış kendime oyuncaklar yapıyordum lastik ayakkkabılarımdan. Nerede şimdiki zaman cocukluğu. Şimdi her yer oyuncak. Toz toprak arasında lastik kokulu kamyonlarla kum taşıyordum uzaklara. Bazen umutlardı taşınan bazen de mutluluğa diş bilen acılardı. Eksik olan kamyon sesini de dudaklarıma sonradan dublaj yapacak kadar masallarıma / oyuncaklarıma sadıktım. Ve oyuncak silahlardan bihaber sapanlar en büyük silahımızdı. Kirli emellerimize oyuncak ettiğimiz kuşların canına kast eden çocukluğumuzdu. İçimizdeki düşler hiç kirli değildi oysa. 19 Eylül 2010 Mavi Bilyeli Adam İsmail Sarıgene |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mavi Mavi Sevdim Seni Ben | eLmO*m | Şiirler - Şiir Nehri | 0 | 07-19-2009 11:27 |
| Meyan - Mavi Mavi | Funda | Meyan | 0 | 05-02-2009 19:50 |
| Mavi Düş | ALaGüL | Doğa Resimleri | 1 | 04-28-2009 10:39 |
| Mavi Sakal (Mavi Sakal Kimdir? - Mavi Sakal Hakkında) | Funda | Rock & Metal | 0 | 04-04-2009 17:01 |
| Hasbihal Gibi... | Funda | Talha Bora Öge | 0 | 03-29-2009 10:16 |
| GMT +3 Saat: 18:32. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |