![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Mavi Yürekler / Mavi Kalemler Kategorisinde ve İsmail Sarıgene Forumunda Bulunan Masal Gibi Konusunu Görüntülemektesiniz. Senin ellerin değmemişken saçlarım karanlıkka sarmaş dolaştı. Ayaklarımın altında işgal edilmiş milletin savaşta yenik cocukların hüzne boğulmuş yüzleri. Ellerimde kısır toprakların sessiz çığlıkları. Sen gelmeden hep siyah çizgiye düşerdi alnım. ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| Senin ellerin değmemişken saçlarım karanlıkka sarmaş dolaştı. Ayaklarımın altında işgal edilmiş milletin savaşta yenik cocukların hüzne boğulmuş yüzleri. Ellerimde kısır toprakların sessiz çığlıkları. Sen gelmeden hep siyah çizgiye düşerdi alnım. Sonra sen geldin. Bir umuttan bir mutluluktan sözler bitiyordu dudaklarımın ıslaklığına. Gece karanlıktan eser yoktu, yıldızlar hep soluma yani senli kalbime misafir oluyordu. Hüzne bir kapı gösterildi. Savaşın izlerinin yüzüne mühürlü ve sapında taş taşıyan cocukların ellerinde bir gül..Bir Cennet bahçesinde tüm mutluluklara bir gül satıyorlardı. Elleri gül kokuyordu ve yüzlerinden bir mutlululuk mutluluğa gülümsüyordu. Herşey ama herşey gülümsüyordu. Tıpkı sen gibi.. Uykusuz bir gecenin içinden geleceğim sana. Bileti çoktan ayrılmış bir tren yolculuğunun pencerelerinden sana türküler yollacağım. Karanlıkta gözümü sana kapayıp açtığımda aydınlığı değil gözlerine hayat diyeceğim. Sen gecik biraz, beklet beni. Sevdamızın en koyu deminde bir şiir olalım. Mutluluktan alıntı umuda ithaf bir dilek olup Tanrıya açılmış bir dua olalım. Bir karanlık ısmarladım gözlerimin sensiz yanına. Senli bir masalın ortasından geliyorum. Sabahdan akşama kadar sek sek oynayan ve yorulduğunda benek benek çiceklenmiş eteklerinde şehrinindeki yetim kuşlara mutluluk dağıtan bir kız çocuğuydun sen. Bir hayalin gerçeğe en yakın yanıydı gözlerin. Giyindiğin bir umudun sana büyük kesen kısmına mutluluğu dikecek kadar usta bir terziydin hayatın ölümle dalaşında. Şimdi ben bu satırları yazarken kaçıncı sancıdasın kim bilir. Şehrinin kuru gürültü satan kalabalıklarında ben seni yaralarından değil gülümseyen yüzünden tanırım ey sevgili.. İçimdeki seni hiçbir di'li geçmiş zaman kipine yakıştıramadım.Tedavülden kaldırılmış her cümleni ben yüreğimde kanamalı bir doğumdan sonra dudaklarına doğurdum. Her sözün taptazeydi.Yüzünü yüzünden söküp geçmişten alı koydum seni.Ne zaman umutsuzluğa düşse payın, ben senli geniş zamanlara yürüttüm seni. Sorgusuz sualsiz alı konmuş tüm düşlerine yataklık ettim ben.Senden değil, sevdan değil senin geçmişine bir gelecek vaadettim diye suçlandım.Yüzümü bir ayaz gibi kesen bu iz'anı kaldırdım ve sen gibi gülümsedim.Üzgünüm söz verdim.Sensizlikte hiçbir zaman geçmiş zaman kullanmayacaktım sevgili. Sen gibi gülümsüyorum şimdi ve hep gülümseyeceğim... Omuzlarımın eğikliğine denk gelmedi mi hiç gözlerin. Sana gelen yolları aşındırdı o omuzlar. Ve kaç yol üstü molası çığlığı saklıdır üstünde ve kaç suskun tabuta omuz verdi omuzlarım. Uzaklığı hiç aldırış etmedim ben. Gelecektim sana, bir gün kavuşacak için varacaktım sana / gitmek için değil. Ayaklarımın yavanlığından, tahta arabalı çocukluğumun hiç anlamı yok sana gelen yolculuklarıma denk gelen. Bastırdıkça özlemlerimi, küllerini derime enjekte etmekten bir tahta kovuğuna gelin ettim. Eğiktim, büzüldüm ama hiçbir zaman eğilmedim yokluğuna. Ve hiçbir zama uzaklığına yokluğunu karıştırmadım. Bensizliğin, bir günlük insan yürüyüşü kadardı. Yokluğun adınla başlayıp gözlerinin güzelliğiyle bitirdiğim cümle kadardı işte. Varlığın ise bende koca ömür.. Beyaz badanalı mavi pervazlı bir bağ evindeyim. Soluma dönerken küçük bir çeşmenin akarına ekilmiş yeşil sebze tohumluklarını görüyorum. Sağımda babamı kaybettiğim ekin tarlası. Nadasa bırakılmış kaç senedir.. Biraz ileride iki erik ağacı. Gölgesinde sen ve ben. Karasal bir iklime inat filizlenen ve gülümseten bir sevda mevsimi. Mutluluk filizinde iki bedene inat tek bir yüreğe sığdırılmış bir Cennet. Sesinden ömrüme bir ömür pay ediyorum. Özleminde kasıp kavrulan yüreğime bir su damlası diye sesinin kahve rengi halini içiriyorum. Susuyorum sana. Sesine yaslanıp bir ömür diliyorum kendime. Başımızı sokacağımız bir baraka, çatısız düşler ve yıldızlara uzanan bir sevda köprüsü..Bir miktar umut, bir miktar huzur. Bir sen.. Sarı saçlı bir cocuğun gözlerine serdim mavi bilyelerimi. Güneşi yüzlerine çizdiğim kız cocuklarına masallar anlatıyorum küçük bir kasabanın tarih kokan sokaklarında. Yalın ayak ayaklarımla koşusturduğum veresiye aldığım şekerleri delik cep...lerimden döke döke o sarı saçlı kız cocuklarına koşuyorum. Sonra gülüşlerinde...n kanayan yaralarıma şifalar diliyorum. Benek benek çicekli elbiselerinden kara kışlarıma baharlar serpiştiriyorum. Sonra dağın eteklerinden bir rüzgar esiyor gülüşü Cennet kız cocugu düşlerime. Bir umut doğuyor bulutların arasında. Gülüyorum, gülümsüyorum. Sarı saçların altındaki tebessümleri çalıp bir mutluluğa filiz oluyorum.. Bir telefon ahizesinden yansıyan sesine anlamlar yüklüyorum. Yorgunluğuna taze bir nefesi daha feda ediyorum. Kanamalı ve sancılı bir günün ardından topuklu sesine bir nihavent şarkı yanaştırıyorum. Avuçlarımda sımsıkı sakaldıgım denizi sürüyorum dudaklarının kuruluğuna. İçimin karasal ikliminden soyunup ılık bir melteme dönüşüyor özlemim. Gözlerinin gülüşünden haz alan umut, kendine savaşan her bir acıya karşı Elif gibi dimdik. Kayıp cocuklugumu arıyorum parklarda. Bana hiç kimse masal anlatmasa da kücüklüğümde, ben gecenin karanlığına bir şiir yakıyorum ve sevdiğime masallar anlatıyorum. Çocukluguma yalın ayak koşuyorum. Yüzümde birtebessüm belirliyor. Ceplerimde dağıtılmayı bekleyen nice rengarenk şeker. Gözlerimde yedi harfli bir mutluluk ve hayatımda bir can. Gülümsüyorum rast gele.. Bilirim ey sevgili, sana vaat edilmiş hiçbir hayal gerçekleşmedi. Nereye elini atsan boşluğa düştü parmak uçların. Topukların ardına, yüreğinin arkasına bir uçurum ilişti. Yoruldun, yorgundun ama sen bende hayattın. Senin aldığın her bir nefese bir koca ömrümü sığdırdım. Nihavent sesinle örttüm üryanlığımı. Canımın yongası diye senin adından vazgeçtim.İlk önce senin adını ıslattım baharlara. İlk senin adını fısıldadım Cennetin yeşil bahçeli kapılarına. Sen nefes al. bırak hayat bizi yorduğun yerden vursun. Elbet bu zorluklar bir umuda dönüşecektir sevgili. Kırıklarından bir yürek doğurmaya çalışıyorum ben. Yorgunluğum bundandır. Adının yanına, yüreğinin büyüklüğüne bir cümle kurmakla meşgul çocukluğum. Tek tek ben eyledim harfleri. Adının yanında anlamsız kalan harflerin katlini vacib bildim.Kanlı ellerimi temize çekip tekrar sana yordu alfabeyi. Yorgunluğumda bi sen... varsın. Nefesindeki bir bahar tazeliği..Sen koca bir ömürsün bende. Sana yorulmak, sana varmak ölümümün en büyük müjdecisi olsun. Sen susma sesinle. Örtme üzerini yaralarınla ey sevgili. Ne olur bir umut filizi için yaşa. Bir miktar Elif için gülümse ulu orta..<span> </span>Senin ellerin değmemişken saçlarım karanlıkka sarmaş dolaştı. Ayaklarımın altında işgal edilmiş milletin savaşta yenik cocukların hüzne boğulmuş yüzleri. Ellerimde kısır toprakların sessiz çığlıkları. Sen gelmeden hep siyah çizgiye düşerdi alnım. Sonra sen geldin. Bir umuttan bir mutluluktan sözler bitiyordu dudaklarımın ıslaklığına. Gece karanlıktan eser yoktu, yıldızlar hep soluma yani senli kalbime misafir oluyordu. Hüzne bir kapı gösterildi. Savaşın izlerinin yüzüne mühürlü ve sapında taş taşıyan cocukların ellerinde bir gül..Bir Cennet bahçesinde tüm mutluluklara bir gül satıyorlardı. Elleri gül kokuyordu ve yüzlerinden bir mutlululuk mutluluğa gülümsüyordu. Herşey ama herşey gülümsüyordu. Tıpkı sen gibi..Uykusuz bir gecenin içinden geleceğim sana. Bileti çoktan ayrılmış bir tren yolculuğunun pencerelerinden sana türküler yollacağım. Karanlıkta gözümü sana kapayıp açtığımda aydınlığı değil gözlerine hayat diyeceğim. Sen gecik biraz, beklet beni. Sevdamızın en koyu deminde bir şiir olalım. Mutluluktan alıntı umuda ithaf bir dilek olup Tanrıya açılmış bir dua olalım.Bir karanlık ısmarladım gözlerimin sensiz yanına. Senli bir masalın ortasından geliyorum. Sabahdan akşama kadar sek sek oynayan ve yorulduğunda benek benek çiceklenmiş eteklerinde şehrinindeki yetim kuşlara mutluluk dağıtan bir kız çocuğuydun sen. Bir hayalin gerçeğe en yakın yanıydı gözlerin. Giyindiğin bir umudun sana büyük kesen kısmına mutluluğu dikecek kadar usta bir terziydin hayatın ölümle dalaşında. Şimdi ben bu satırları yazarken kaçıncı sancıdasın kim bilir. Şehrinin kuru gürültü satan kalabalıklarında ben seni yaralarından değil gülümseyen yüzünden tanırım ey sevgili..İçimdeki seni hiçbir di'li geçmiş zaman kipine yakıştıramadım.Tedavülden kaldırılmış her cümleni ben yüreğimde kanamalı bir doğumdan sonra dudaklarına doğurdum. Her sözün taptazeydi.Yüzünü yüzünden söküp geçmişten alı koydum seni.Ne zaman umutsuzluğa düşse payın, ben senli geniş zamanlara yürüttüm seni. Sorgusuz sualsiz alı konmuş tüm düşlerine yataklık ettim ben.Senden değil, sevdan değil senin geçmişine bir gelecek vaadettim diye suçlandım.Yüzümü bir ayaz gibi kesen bu iz'anı kaldırdım ve sen gibi gülümsedim.Üzgünüm söz verdim.Sensizlikte hiçbir zaman geçmiş zaman kullanmayacaktım sevgili. Sen gibi gülümsüyorum şimdi ve hep gülümseyeceğim...Omuzlarımın eğikliğine denk gelmedi mi hiç gözlerin. Sana gelen yolları aşındırdı o omuzlar. Ve kaç yol üstü molası çığlığı saklıdır üstünde ve kaç suskun tabuta omuz verdi omuzlarım. Uzaklığı hiç aldırış etmedim ben. Gelecektim sana, bir gün kavuşacak için varacaktım sana / gitmek için değil. Ayaklarımın yavanlığından, tahta arabalı çocukluğumun hiç anlamı yok sana gelen yolculuklarıma denk gelen. Bastırdıkça özlemlerimi, küllerini derime enjekte etmekten bir tahta kovuğuna gelin ettim. Eğiktim, büzüldüm ama hiçbir zaman eğilmedim yokluğuna. Ve hiçbir zama uzaklığına yokluğunu karıştırmadım. Bensizliğin, bir günlük insan yürüyüşü kadardı. Yokluğun adınla başlayıp gözlerinin güzelliğiyle bitirdiğim cümle kadardı işte. Varlığın ise bende koca ömür..Beyaz badanalı mavi pervazlı bir bağ evindeyim. Soluma dönerken küçük bir çeşmenin akarına ekilmiş yeşil sebze tohumluklarını görüyorum. Sağımda babamı kaybettiğim ekin tarlası. Nadasa bırakılmış kaç senedir.. Biraz ileride iki erik ağacı. Gölgesinde sen ve ben. Karasal bir iklime inat filizlenen ve gülümseten bir sevda mevsimi. Mutluluk filizinde iki bedene inat tek bir yüreğe sığdırılmış bir Cennet.Sesinden ömrüme bir ömür pay ediyorum. Özleminde kasıp kavrulan yüreğime bir su damlası diye sesinin kahve rengi halini içiriyorum. Susuyorum sana. Sesine yaslanıp bir ömür diliyorum kendime. Başımızı sokacağımız bir baraka, çatısız düşler ve yıldızlara uzanan bir sevda köprüsü..Bir miktar umut, bir miktar huzur. Bir sen..Sarı saçlı bir cocuğun gözlerine serdim mavi bilyelerimi. Güneşi yüzlerine çizdiğim kız cocuklarına masallar anlatıyorum küçük bir kasabanın tarih kokan sokaklarında. Yalın ayak ayaklarımla koşusturduğum veresiye aldığım şekerleri delik cep...lerimden döke döke o sarı saçlı kız cocuklarına koşuyorum. Sonra gülüşlerinde...n kanayan yaralarıma şifalar diliyorum. Benek benek çicekli elbiselerinden kara kışlarıma baharlar serpiştiriyorum. Sonra dağın eteklerinden bir rüzgar esiyor gülüşü Cennet kız cocugu düşlerime. Bir umut doğuyor bulutların arasında. Gülüyorum, gülümsüyorum. Sarı saçların altındaki tebessümleri çalıp bir mutluluğa filiz oluyorum..Bir telefon ahizesinden yansıyan sesine anlamlar yüklüyorum. Yorgunluğuna taze bir nefesi daha feda ediyorum. Kanamalı ve sancılı bir günün ardından topuklu sesine bir nihavent şarkı yanaştırıyorum. Avuçlarımda sımsıkı sakaldıgım denizi sürüyorum dudaklarının kuruluğuna. İçimin karasal ikliminden soyunup ılık bir melteme dönüşüyor özlemim. Gözlerinin gülüşünden haz alan umut, kendine savaşan her bir acıya karşı Elif gibi dimdik.Kayıp cocuklugumu arıyorum parklarda. Bana hiç kimse masal anlatmasa da kücüklüğümde, ben gecenin karanlığına bir şiir yakıyorum ve sevdiğime masallar anlatıyorum. Çocukluguma yalın ayak koşuyorum. Yüzümde birtebessüm belirliyor. Ceplerimde dağıtılmayı bekleyen nice rengarenk şeker. Gözlerimde yedi harfli bir mutluluk ve hayatımda bir can. Gülümsüyorum rast gele..Bilirim ey sevgili, sana vaat edilmiş hiçbir hayal gerçekleşmedi. Nereye elini atsan boşluğa düştü parmak uçların. Topukların ardına, yüreğinin arkasına bir uçurum ilişti. Yoruldun, yorgundun ama sen bende hayattın. Senin aldığın her bir nefese bir koca ömrümü sığdırdım. Nihavent sesinle örttüm üryanlığımı. Canımın yongası diye senin adından vazgeçtim.İlk önce senin adını ıslattım baharlara. İlk senin adını fısıldadım Cennetin yeşil bahçeli kapılarına. Sen nefes al. bırak hayat bizi yorduğun yerden vursun. Elbet bu zorluklar bir umuda dönüşecektir sevgili.Kırıklarından bir yürek doğurmaya çalışıyorum ben. Yorgunluğum bundandır. Adının yanına, yüreğinin büyüklüğüne bir cümle kurmakla meşgul çocukluğum. Tek tek ben eyledim harfleri. Adının yanında anlamsız kalan harflerin katlini vacib bildim.Kanlı ellerimi temize çekip tekrar sana yordu alfabeyi. Yorgunluğumda bi sen... varsın. Nefesindeki bir bahar tazeliği..Sen koca bir ömürsün bende. Sana yorulmak, sana varmak ölümümün en büyük müjdecisi olsun. Sen susma sesinle. Örtme üzerini yaralarınla ey sevgili. Ne olur bir umut filizi için yaşa. Bir miktar Elif için gülümse ulu orta.. |
| Funda Kullanıcısına Teşekkür Edenler : | ||
emir_a (04-22-2011) | ||
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Git-me Dur (MasaL) | Funda | Resimlerle Şarkılar | 3 | 01-09-2011 00:30 |
| Eflatun Masal | Funda | Resimli Şiirler | 0 | 04-11-2010 13:11 |
| Senin'le Ben (MasaL) | Funda | Resimlerle Şarkılar | 1 | 09-22-2009 15:54 |
| Masal | Funda | Aşk | 0 | 05-08-2009 14:54 |
| GMT +3 Saat: 18:43. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |