MavizeL mırr ve vızz (: Nice Mutlu Senelere
Go Back   www.MavizeL.com
Edebiyat
Türk Dili ve Edebiyatı
Makaleler - Köşe Yazıları
Araştırma ve Biz

Araştırma ve Biz

 Türk Dili ve Edebiyatı Kategorisinde ve  Makaleler - Köşe Yazıları Forumunda Bulunan  Araştırma ve Biz Konusunu Görüntülemektesiniz. BİR KARINCA YAVRUSU, ana kraliçenin yeraltında açtığı ve üzerini kapatarak dış dünyadan tamamen soyutladığı bir dehlizde kozadan çıkar. Daha o anda, nereye geldiğini ve kendisinden ne beklendiğini biliyor gibidir. İlk ...

sosyal paylasim linkleri
İçeriği Facebook ile paylaş
İçeriği Digg ile paylaş
İçeriği del.icio.us ile paylaş
İçeriği Google ile paylaş
İçeriği StumbleUpon ile paylaş
İçeriği Reddit ile paylaş
İçeriği Twitter ile paylaş
İçeriği technorati ile paylaş
İçeriği Simpy ile paylaş
İçeriği Newsvine ile paylaş
İçeriği netvibes ile paylaş
İçeriği myspace ile paylaş
İçeriği misterwong ile paylaş
İçeriği friendfeed ile paylaş
İçeriği blogmarks ile paylaş
İçeriği Blinklist ile paylaş
  #1 (Mesaj Linki)  
Alt 07-17-2009, 15:35
Funda isimli Kullanıcı Resmi (Avatar)
funda
 
Standart Araştırma ve Biz

BİR KARINCA YAVRUSU, ana kraliçenin yeraltında açtığı ve üzerini kapatarak dış dünyadan tamamen soyutladığı bir dehlizde kozadan çıkar. Daha o anda, nereye geldiğini ve kendisinden ne beklendiğini biliyor gibidir. İlk iş olarak, dehlizi genişletmeye koyulur; çünkü yeni doğacak kardeşlerine burası dar gelecektir. Bu işi yaparken, henüz tanıma fırsatını bulamadığı bedenine takılmış iki çift çenesini, üç çift ayağını ve antenlerini bir sanatkâr becerisiyle kullanır. Kendisine, o dehlizden başka bir dünyanın da var olduğunu anlatacak kimse yoktur. Anlatması da gerekmez. O, kendiliğinden, dehlizin tavanında bir delik açar ve dışarı çıkar. Yiyecek toplar, doğduğu yere getirir. Yavru karınca, daha hayatının ilk anlarında, kendisinden sonra doğacak kardeşlerinin bakımını annesinden devralmaya hazırdır.

Karınca, bu olağanüstü becerisiyle canlılar dünyasında yalnız değildir. Özellikle böcek seviyesindeki canlı türlerinde, hayatının ilk dakikalarından itibaren bir sanatın icrasına girişmek, oldukça yaygın bir uygulamadır. Bu konuda bütün canlı türlerinden çok gerilere düşen birisi varsa, o da insandır.

İnsan, tam bir beceriksizlik ve cehalet içinde hayata gözünü açar. Doğduğu anda bildiği tek şey ağlamak ve emmekten ibarettir. Vücut organlarını kullanmasını öğrenmesi bile aylar, hattâ yıllar alacak, kendi başının çaresine bakacak hale gelmesi ise çok daha uzun sürecektir. Daha da ileri giderek, insanın bütün ömrünü öğrenmekle geçirdiğini de söyleyebiliriz. Bu da onun yaratılış amacını açıklar. Onu karınca ile karşılaştıracak olursak, birinin öğrenmiş olarak, diğerinin ise öğrenmek üzere bu dünyaya geldiğini—yahut gönderilmiş olduğunu—rahatça söyleyebiliriz.
İnsanın araştırmak ve öğrenmek üzere yaratıldığını gösteren en büyük delil, hayatının ilk yıllarıdır. Bir bebeğe dikkat edin: Uyku dışındaki bir dakikasını boş geçirdiğini görebilir misiniz? Elini, ayağını, ağzını, bütün yeteneklerini ve—en önemlisi—zekâsını kullanmak suretiyle, sürekli olarak kendisini ve çevresini araştırmakta, tanımaya çalışmakta, birtakım bilgiler edinmekte ve bu bilgileri, daha ileri düzeyde bilgilere ulaşmak için basamak yapmaktadır. Mükemmel bir araştırma faaliyeti!

Hayatın ilk yılları, araştırmacılığın altın çağı sayılır. Bu yıllarda çocuğun zihninde “zor” veya “imkânsız” şeklinde bir kavram yok gibidir. Yetişkin insanlar için yabancı bir dil öğrenmek veya bir bilim dalında uzmanlık kazanmak son derece güç bir iş iken, en az o kadar zahmet ve sabır isteyen yürümek ve konuşmak gibi son derece ağır işlerin altından her çocuk başarıyla kalkmaktadır.

Fakat bu altın çağ, çocukluk devrelerinin ötesine pek seyrek olarak uzanma şansı bulur. Çocuk, çok geçmeden, herşeyi kurcalamanın ve büyükleri soru yağmuruna tutmanın iyi birşey olmadığını öğrenmeye başlayacaktır. Bunu öğrenmesi, o zamana kadar onu içinde yaşadığı dünyanın sırlarını keşfetmeye iten merak duygusunu belki bütünüyle yok edemez, fakat başka mecrâlara rahatlıkla yöneltebilir. Yeni birşeyler öğrenmek, önüne yeni ufuklar açan bilgiler edinmek, hayatın en heyecan verici faaliyeti olmaktan yavaş yavaş çıkar.
Böylesi, zamanla bize daha rahat gelmeye başlar. Araştırmaktan, yeni bilgiler edinmekten, yeni bilgilerle birtakım problemler çözmekten ve yeni bazı sonuçlara varmaktan, yeni durumlara göre yeni davranışlar geliştirmekten, yeni bilgilerin açtığı ufuklarda daha da yeni bilgilerin peşine düşmekten kaçınmakla, aslında, düşünmekten de kendimizi “korumuş” oluruz. Zaten çevremizdeki pek çok şey, düşünmeyi, Henry Ford’un deyimiyle “dünyanın en zor işi” haline getirmek için düzenlenmiş gibidir.
Alıntı ile Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

forum kurallari Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


similar threads Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Galaksilerarası Araştırma Ağı ''SenoL'' Ogame 0 04-20-2009 19:07


firma ekle
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Sitemizde yasalara aykırı unsurlar Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3, Illegal vs. durumlar
ve belirtmediğimiz diğer aykırı unsurları info@mavizel.com email adresine bildirebilirsiniz.
GMT +3 Saat: 20:25. yukarı git
Ana Sayfa - Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz - Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin

MavizeL - Kimliksizim - Nevrotik Sayıklamalar - Emre Gökce - Şiir Fm


SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012,
Jelsoft Enterprises Ltd.