![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Türk Dili ve Edebiyatı Kategorisinde ve Makaleler - Köşe Yazıları Forumunda Bulunan Sami Selçuk - 2009/5918 sayılı yasayla yapılan düzenlemeler ( Star 22 Eylül ) Konusunu Görüntülemektesiniz. Türk Ceza Yasası ile Kimi Yasalarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 2009/5918 sayılı Yasa, 9 Temmuz 2009’da Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ana Muhalefet Partisi Yasanın kimi hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| Türk Ceza Yasası ile Kimi Yasalarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 2009/5918 sayılı Yasa, 9 Temmuz 2009’da Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ana Muhalefet Partisi Yasanın kimi hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Konu çetin tartışmalara yol açtı. Tartışmalar eski sıcaklığını yitirdi. Daha soğukkanlı bir ortamda bu Yasanın getirdiği önemli değişiklikler üzerinde durmakta yarar vardır. Yasanın yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmesi önemli sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü Yasa, kural olarak asker kişilerin işledikleri suçlarla ilgilenen askeri yargının alanını daraltmaktadır. Asker kişilerin kimler oldukları 1963/353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Yasasının 10. maddesinde sayılmıştır. Bunun dışında kalan kişiler, “asker olmayan kişiler”dir. Esasen daha önce çıkan 2006/5530 sayılı Yasa askeri kişi kavramının tanımı da biraz daraltmıştı (m. 62). 2009/5918 sayılı Yasaya göre doğan birinci önemli sonuç, Yasanın 6. maddesiyle 2004/5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 3. maddesine eklenen 2. fıkrada yer almıştır: “(2) Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Yasasında ya da öbür yasalarda yer alan askerî mahkemelerin yargı yetkisine tâbi bir suçu tek başına ya da asker kişilerle ortaklaşa işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adli yargı mahkemeleri tarafından yapılır.” Buna göre, barış döneminde asker olmayan kişi, Askeri Ceza Yasasında ya da başka bir yasada askeri mahkemenin görevine giren bir suçu a-tek başına ya da b-asker sayılan kişilerle birlikte suça katılarak işlerse bundan böyle soruşturmayı adli savcı; kovuşturmayı da adli yargıç yapacaktır. Daha önce 2006/5530 sayılı Yasanın 4. maddesiyle 1963/353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Yasasının 13. maddesinin başlığı “Barış zamanında sivil kişilerin Askerî Ceza Yasasına tâbi suçlarında yargılama mercii” olarak, metin ise, “Madde 13 - Askerî Ceza Yasasının 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131. maddelerinde yazılı suçlar, askerî mahkemelerin yargı yetkisine tâbi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adlî yargı mahkemeleri tarafından, Askerî Ceza Yasası hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır” biçiminde değiştirilmişti. Böylece askeri yargının alanı adli yargı yararına daraltılmıştı. Ancak, bu suçlar, asker kişilerin katılması suretiyle işlendiğinde yetkili mercii, askeri mahkeme idi (353 sayılı Yasa, m. 12). Yeni düzenleme, bu çarpıklığı ve daha önceki yazılarda sergilenen sakıncaları gidermiş; askeri bir suç işleseler, bu suça askerler katılsalar bile sivil kişilerin adli mahkemede yargılanmalarının önünü açmıştır. Bu düzenleme; adli yargının kural olması, askeri yargının ayrık bulunması, AİHM’nin ve AB’nin 2005 İlerleme Raporu ile 2006 ve 2008 Katılım Ortaklığı Belgelerinin düşüncelerine uygundur. İkinci önemli sonuç, Yasanın 7. maddesiyle 2004/5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 250. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “hali dâhil” sözcükleri “halinde” biçiminde değiştirilmiştir. 2004/5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 250. maddesi, kimi suçlarla ilgili olarak genişletilmiş yetkili, yani birden çok ildeki suçlara bakmakla yetkili kılınmış ağır ceza mahkemelerinin yargı yeri ve çevresinin belirlenmesiyle ilgilidir. Bu maddenin kapsamında kalan suçlarda bu mahkemelerin hangileri olduğunu saptama görevi HSYK’ye verilmiştir. Yapılan değişiklikle istisnanın kapsamı daraltılmış, askeri mahkemelerin yetkileri sadece savaş ve sıkıyönetim dönemleriyle sınırlandırılmıştır. Bundan böyle asker kişinin işlediği bir suç, 250. maddenin kapsamında kalıyorsa barış döneminde bu suçları söz konusu genişletilmiş yetkili ağır ceza mahkemeleri yargılayacaktır. Askeri mahkemeler ise bu suçlara sadece savaş ve sıkıyönetim döneminde bakabilecektir. Ayrıca bu değişiklik, 3713 sayılı Terörle Savaşım Yasanın kapsamına giren bir suç, Askeri Ceza Yasasında yer alsa bile, genişletilmiş yetkili ağır ceza mahkemesince bakılacaktır. Üçüncü önemli sonuç, Yasanın geçici 1. maddesiyle 2004/5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 3. ve 250. maddelerindeki değişikliklerin “yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır” hükmüyle ortaya çıkmaktadır. 10. maddede “Bu Kanun yayını tarihinde yürürlüğe girer” dendiğine göre, inceleme konusu hükümler, 9 Temmuz 2009’dan bu yana uygulanırlık kazanmıştır. Esasen bu hükümler, yargılamayla ilgili olduklarından, böyle bir hüküm olmasaydı bile, “hemen uygulanırlık ilkesi”ne göre kural olarak soruşturmanın ya da kovuşturmanın (davanın) bulunduğu aşamadan itibaren uygulanacaktı. Yasa koyucu, bu düzenlemeyle aslında bir yenilik getirmemiş, olası duraksamaları gidermeyi amaçlamıştır. O kadar. Yazıya son vermeden bir değerlendirmeye de yer vermek isterim. Aynı zamanda bilim insanı olan bir hukukçumuz, Yargıtayın Şemdinli Davasında yargılama görevinin askeri mahkemeye ait olduğu yolundaki kararını, “...kendi yetkileri konusunda her zaman kıskanç davranan yargı kurumlarının, bu yetkilerin genişletilmesi yönünde karar vermeleri beklenirken...” diyerek eleştirmiştir. Bu görüşe göre demek yargı, yetkilerini belirleyen normları yorum ilkelerine göre değil, “kıskançlık dürtüsü”yle ele almalı öyle mi?! Pes doğrusu! Son değerlendirme de Cumhurbaşkanının özellikle “izin dizgesi”ni dile getiren görüşleridir. Bu görüşler yazılı hukuk karşısında doğru, olması gereken hukuk karşısında yanlıştır. Dahası Türkiye’nin ne denli çağının dışında yaşadığını gösteren bir durumdur. Buradaki “izin”, T. Ceza Yasasının 299, 301, 305, 306. maddelerindeki izin değildir. Bu konu, Ana Muhalefet Partisinin yeni Yasa ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine iptal davası açması hakkındaki görüşleri gelecek yazıda kısaca değinmekte yarar vardır. |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Selim Atalay - IMF Başkanı Strauss-Kahn Türkiyeye ne demek istedi? ( Star 22 Eylül ) | ~ SükûT-u HayaL ~ | Makaleler - Köşe Yazıları | 0 | 09-22-2009 14:55 |
| Berat Özipek - Erdoğan açılıma nereden başlamalı? ( Star 22 Eylül ) | ~ SükûT-u HayaL ~ | Makaleler - Köşe Yazıları | 0 | 09-22-2009 14:54 |
| Alin Taşçıyan - Almanyada şeker bayramı ( Star 22 Eylül ) | ~ SükûT-u HayaL ~ | Makaleler - Köşe Yazıları | 0 | 09-22-2009 14:54 |
| Murat Birsel - Japonlar Türk çıktı: MHP bir çay içsin! ( Star 22 Eylül ) | ~ SükûT-u HayaL ~ | Makaleler - Köşe Yazıları | 0 | 09-22-2009 14:53 |
| Mehmet Altan - Süreç Ankaralılaşıyor mu? ( Star 22 Eylül ) | ~ SükûT-u HayaL ~ | Makaleler - Köşe Yazıları | 0 | 09-22-2009 14:51 |
| GMT +3 Saat: 20:59. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |