
03-29-2009, 16:12
|
| |
Pakize abla Pakize ablanın seyyar satıcıya uzattığı leğeni hatırlayanlar bilir, satıcının birkaç mandal verdiğini… Bir şeyler vardı eskiden, keçi boynuzunun, kırık leblebinin, hatta toz leblebinin karşısında duramayan… Hani naylon terlikler mukabilinde değiş tokuşun ince sırrı… Her şeyin üstündeydi kırık leblebiler, keçi boynuzları… En son Pakize ablanın naylon terliklerini sekiz yaşındayken kaptığım ana kadar, fakat hatırlıyorum da annem iyi paylamıştı… Güzel günler vardı eskiden, Eylül’le değen güneş vardı güz düşmeyen… İliklerime kadar üşüyorum şimdi, tutmuyor hiçbir kuruyemiş eski kırık leblebili günlerin yerini. Tuhaf bir tat hissediyorum damaklarımdan taa kalbime kadar ilerleyen orada patlayan bir tat. Son ana kadar bir şey yok, kalbime geldiğinde leblebilerim toz oluyor… Pakize ablaya dün bir otobüs çarpmış. Tesadüfen bir gazetede okudum. “ … bir cebinde leblebiler, diğerinde keçi boynuzları olan yaşlı kadın, torununun olduğu okula karşıdan karşıya geçerken, plakası belirlenemeyen bir otobüsün arka tekerlerinde sürüklenip feci şekilde can verdi…” Vay!.. Benim ablam… Hayallerimin toz pembe çocukluğu Pakize ablam… Sende böyle çocukluğumu tuz buz edip gidecek miydin bir gazetenin üçüncü sayfa haberlerinde… Murat İNCE
12/02/2009 |