![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Radyocular Kategorisinde ve Murat İnce Forumunda Bulunan Gurbetçi Konusunu Görüntülemektesiniz. Gurbetçinin sıla hasreti taştı mı yüreğinden, yanık bir ezgi akar gider doğduğu toprakların bağrına. Sıla burcu burcu tüter burnunda. Gayrı dayanamaz, bekleyişin omur iliği kırılır en orta yerinden. Bir seldir ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| Gurbetçinin sıla hasreti taştı mı yüreğinden, yanık bir ezgi akar gider doğduğu toprakların bağrına. Sıla burcu burcu tüter burnunda. Gayrı dayanamaz, bekleyişin omur iliği kırılır en orta yerinden. Bir seldir gözleri, bendi yoktur artık özlemin, çığ gibi kopar gider hıçkırık. Uyku haramdır gurbetçiye gurbet gecelerinde. Yaralıdır, mapustur, rutubetin en koyusuna yakalanmıştır. Zature akşamlar başlamış, felçli günler çoğalmıştır. Adı yaşamak olan hasretin en katmerlisi ciğerine işlemiştir. O gurbete gurbet ona yabancıdır. Kalması o şehirde göçmen kuşlar kadardır fakat zaman; bir kış, bir yaz kadar kısa değildir gurbetçinin gönlünde. Bir asırdır bazen, bazen bir ömür, bazen yirmi beş, otuz yıl ve bazen de bir kaç yılda verem bir ciğerdir zaman. Dönmek sılaya bir gariptir, elde yok avuçta yok, babada yok, anada yok, yok yoka karışmış bir yanık türküdür gurbet gurbetçinin bütün azalarında. Dayanamadığında basar acı kahkahalarını, giyer bütün yalan gülmeleri. Sonra acı bir tebessüm kaplar bütün yüzünü. Ağlar sessizce gurbetçi. Gurbetçi dağların yasını tutar, kerpiç damların, sıvası dökülmüş duvarların ve yarım kalan yavuklusunun talihine yanar. Yanar gurbetçi. Gurbetçinin gözlerinde sevda, gurbetçinin yüreğinde Derya ve gurbetçinin bütün hücrelerinde öz vatanının hayali kaynar buram buram. O bir yolcudur, o bir hikayenin en dram olan asıl kahramanıdır yani asil bir oyuncu. Payına düşeni yaşar kuduran gecelerde. Hasret bir başka tüterken dilini bilmediği diyarlarda, ağlar gurbetçi, özler sonra ve ardına koymaya başlar sılanın karı erimemiş dağları. Ve bir türkü duyulur Kamuran Akkorun sesinden; "yazık bomboş geldi geçti en güzel yıllarım" sonra, gök kubbe ağlamaya başlar gurbetçinin sancılı gözlerinde, hepsinden beter olan nağmeler dayandı mı yüreğin yıkılmaya hazır kapılarına, anadan ayrı, babadan ayrı, hepsinden acı yardan ayrı ezgileri yüklendi mi hasretin bendine, yıkar geçer. Gurbetçinin yıkıldığı yerden bir gül biter ve solmaya başlar gül, kendi hazin sonu gibi solmaya. Gurbetçi susmaya, dudaklarını çiğnemeye alışır ve kan tükürür elin yaban ellerinde. Bir çift kumru konar rengi silik şehrin apartman boşluklarına, biri düşer bacaların arasına ölür, diğeri gurbettir bakar bacaların arasından düşen eşine, sonra sılasına dönemeyene o da uçar bir zaman ve bırakır kendini apartman boşluğundaki bacaların arasına, ardına oda kanat çırpmaz, gurbetine yakındır artık, her ne kadar sılasına uzak olsa da. Yardan ayrı bir zamanı yaşayamaz bir kanat zamanında kumru ve gurbetinin yanına düşen kumru, açar sol kanadını ve kapanır eşinin üzerine, orada ölür son kumru, havada birkaç tane cılız kanat parçası bırakarak. Murat İNCE 09 Şubat 2005 |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| GMT +3 Saat: 12:06. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |