![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa | Forum | Oyunlar | Desteklediklerimiz | Mavi Kalemler | Arama | Güncel Konular | Forumları Okundu Kabul Et |


Mavi Yürekler / Mavi Kalemler Kategorisinde ve Pelin Onay Forumunda Bulunan Bir Kalemin Mal Varlığı - Pelin Onay Konusunu Görüntülemektesiniz. Bir Kalemin Mal Varlığı Şu aralar gündeme oturan bir konu da, mal varlığı beyanları. Dönem dönem ortaya çıkar bu tartışma. Kimin neyi var, bunlardan ne kadar var, bunların tutarları neler ...
![]() |
|
#1 (Mesaj Linki)
| ||||
| ||||
| Bir Kalemin Mal Varlığı Şu aralar gündeme oturan bir konu da, mal varlığı beyanları. Dönem dönem ortaya çıkar bu tartışma. Kimin neyi var, bunlardan ne kadar var, bunların tutarları neler gibi bilumum sorular önce kabul edilmez, sonra yavaş yavaş cevaplanmaya başlar. Bu cevapların ne kadarı doğru, ne kadarı yastık altında, ne kadarı muamma bilinmez ama uzun süre, gündem dediğimiz günlerimizi meşgul eder. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali. Hâl böyleyken, kimse bana sormadı ama ben de mal varlığımı açıklamaya karar verdim. Yoo, neden sorulmadı diye kıskanıyor falan değilim. Moda olan şeyleri takip etmek gibi bir modam yok. Ne bileyim işte, içimden geldi diyelim. Şimdi bana, senin mal varlığın kimleri ilgilendirir ki diye sorabilirsiniz. Eh orası doğru. Ama bu noktada benim de bir sorum var sizlere, bir yazarın mal varlığını hiç düşündünüz mü?... Kendimi yazar olarak gördüğümden değil, ben yazmaya çalışan bir kalemim ama bu soru yardımıyla kendimden yola çıkarak, bir yazarın nelere sahip olduğunu anlayabilirim belki. Biraz da şunu düşündüm, biri sorsa ne cevap veririm acaba diye. Mal varlığım nedir? Yoksa, bir mal varlığım bile yok mu?.. Eyvah, bu soru bana da ağır geldi. Açıklamaya çekinenleri şimdi daha iyi anlıyorum. Ama cevaplayacağım. En azından deneyeceğim.. Öyleyse başlayalım. Bakalım nelerim varmış. Müziksiz olmaz ama, hemen güzel bir cd çalmaya başlayalım, bir kadeh kırmızı şarap, tütsümüz de hazır. Ne bu hazırlık demeyin, kolay değil, mal varlığımı açıklayacağım. Basın mensupları hazır mı? Gelmediler mi? Sorun değil, zaten sanmıyorum sür manşet gidecek varlığım olsun. Neyse, ben başlıyorum, yüreğim hazır mısın konuşmaya?... İtiraflar sonrası vergi memurlarıyla mülakata?.. ...Ele avuca sığmayan anılarım var mesela ve bu anıları ayakta tutan gecelerim, maviye düşürüp de kurtarmaya çalışmadığım sessizliğim, üç oda bir salon yalnızlığım, yalınayak yürümelerim, süt dökmüş kedi dili kalemim, gitmelerim, gidemeyişlerim, çakır keyif sarhoşluğum, sarılmayı sevişmek anlamayan düşlerim var. Birini ansam diğeri alınır belki ama dokunmaya kıyamadığım özlemlerim var. Öyle derin, öyle taze, öyle yaşlı kimi zaman. Fazla düşünmeye gerek yok, şu an nerede olduklarını bilmediğim, merak da etmediğim, el sallayamadan gönderdiğim vedalarım var. “Ayrılık ateşten bir gömlekmiş” Üstümde taşımaya gerek yok, gardırobu açtıkça üzerime yürüyen renkleri var. Ne zaman çağırdım da gelip uzandı dilime. Bakışlarını yüreğime çivileyen, söylemekten bıkmayacağımı bildiğim, can kemendi şarkılarım var. Herkes gider, şarkılar kalır. Şarkı söylerken ölmek gibi garip isteklerim var. Hayır, lütfen bana “aşk nedir?” diye sormayın., inanmamak için ciddi sebeplerim var. Onu yazdığımı ve çağırdığımı biliyorum, belki de ulaşamadığım için inançsızım bu kadar. Yine de sormayın lütfen, dilimin ucuna kadar gelip de haykıramadığım isyanım var. Haliyle insanım, törpülemeye çalışsam da, bağışlasam da içimde özgürlüğüm adına, zaman zaman kapımı çalan, içeri girmek için direnen kırgınlıklarım var. Elbette ki kimseye nefretim, ahım, kötü kelamım yok. Dedim ya işte, bazen olmadık bir gecede yakalayan, kıyılarıma yaklaşan, bir albümün içinde tozlandığımı düşündüren, merhabaları silinmiş eski tarihli mektuplar içinde, canımı acıtan cam kırıklarım var. Hepsini bilmesem de, bir yerlerde bir şekilde karşılaşacağıma inandığım, huzurumu su üstünde tutan, hüzzamın doruklarına tırmanırken nihavent iç çekişlerle yüreğimi yerinden oynatan, vedaları bağışlatan, anason kokusunda, taze balık güzelliğinde meyhanelerim var. Her şeyin farkındayım, bir yararı da yok ama kimi zaman dudaklarımı titreten, evveliyatı belki de pencere kenarında babasını bekleyen kız çocuğundan gelen korkularım var. Kime faydası var diyeceksiniz, at gitsin. Issız bir sokakta bıraksam da, beni takip ettiğini sandığım adımları var. Bugün günlerden ne, kim duyarsızlığını unuttu çantamda, kimin elleri duygularımı ayazlarda bırakan, hangi terminalin gecesinde üşüdü gitmeler... kalmayı bir türlü beceremeyen ayaklarım var. Dünkü çocuk ne zaman büyüdü demeyin, kavuşmaları gördükçe özenen bir yüreğim var. Çağrıldığım da oldu, doğrudur ama çağırdığım zaman gelmeyen bekleyişlerim var. Sanırım biliyorsunuz, saklamak gereksiz, nefret ettikçe vurulduğum ve tetikçilerinin cezasız kaldığı suskunluk silahlarının, boğazımda dizili kurşunları var. Her şey bu kadarda iki gözü sümüklü değil elbette. İpe sapa gelmez haylazlığım, kapı zillerine basıp da kaçan çocukluğum, kalk gidelim diyen çılgınlığım, ağzım açık kendime şaşırdığım muzırlığım, plan plansızlıktır diyen coşmalarım, sevmekten kim usanır diyen fasl-ı şahanelerim, kadehleri devirdikçe devrilen kahkahalarım var. Neden mi sustum?... Biraz anlayışlı olun lütfen, sütlü kahve gözlerimde nefes alıp veren hüznüm var. Nasıl unuturum, deniz üstü yürümelerimi şenlendiren, martıların eşlik etmek için yarıştığı vapurlarım var. Gitmeyi düşlediğim ülkelerim, kulaç atmak istediğim kıyılarım, dilini bilmediğim insanların arasında sevişmek istediğim gün batımlarım var. Her şerefe sonrası bağrımdan kopup gelen “eyvallah”larım var. Çok mu serseri oldu, yakışmadı mı dekoltesi derin gülümseyişlerime, olsun, kimseye kibarlık borcum yok, sapına kadar hınzırlık kokan eğlenmelerim var. Ah evet, kurşunu olmayan silahlarla yaptığım intihar provalarım, renkli balonlarım, düşsem de ayağa kaldıran dostlarım, sevgi eylemdir diyebilecek kadar cesur annem ve çocukluğundan beri beni çiçek sanan bir kardeşim var. Kendimden geçtim, nerelere çarptım?.. Kimselere gösteremediğim, kimselerin göremediği yavru kurt sitemlerim var. “Biliyorsun” diyor Sezen, bilmiyorum, bilemediğim uzaklıklar var. Yine de olsun, kimse anlamasa da olur, benim anladığım bir sevmek var. Sabun köpüğü gibi yaşanıyor artık her şey, komik gelecek belki ama insanı çileden çıkartan sadakatim var. Ne kaldı geriye, ne kaldı dilimde derken, gözümü açıp kapadıkça gördüğüm, her daim yanımda olan, özlediğim ve gariptir beni her zaman dinlediğine inandığım İzmir’im var. Kabullenmesi güç olmayan yorgunluğum var. Ve bütün bunlarla beslenen, elimden tutan, nefes aldıran, olmazsa olmaz diyebileceğim, yüreğimi otopsiye çıkartan ve beni yaşam adına mutlak ayakta tutan şiirlerim var. Gerçekten de zormuş mal varlığı beyanı vermek, şimdi anlıyorum çekinenleri. Kimbilir daha neler var yürek altında, üstünde, hanesinde. Bunlara ne zaman sahip oldum, ne zaman birikti bu kadar. Yoksa unutmadıklarım arasında, unuttuklarımda mı var?.. Efendim?.. Demek sizler sadece maddi varlığımı öğrenmeyi düşünüyordunuz. Anladım. Peki. Öyleyse söyleyeyim; yazabilmek için kenara ayırdığım, bir kalem alacak param var. - ne kadar zenginmişim de haberim yokmuş şaşkınlığı – |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bir Hikayemiz Var Mı? - Pelin Onay | Funda | Pelin Onay | 0 | 01-12-2010 15:06 |
| Egzotik Düşlemeler - Pelin Onay | Funda | Pelin Onay | 0 | 01-12-2010 15:05 |
| Aşk-ı Lal - Pelin Onay | Funda | Pelin Onay | 0 | 01-12-2010 15:04 |
| Düşlerin Simetrisi - Pelin Onay | Funda | Pelin Onay | 0 | 01-12-2010 15:04 |
| Veda Yürüyüşü - Pelin Onay | Funda | Pelin Onay | 0 | 01-12-2010 15:03 |
| GMT +3 Saat: 12:34. | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() |
| Ana Sayfa -
Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz -
Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc. Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. | |