MavizeL mırr ve vızz (: Nice Mutlu Senelere
Go Back   www.MavizeL.com
Mavizel.com Özel...
Mavi Yürekler / Mavi Kalemler
Pelin Onay
Mahcup Bir Sızıyla Yanaştım Gözlerinize - Pelin Onay

Mahcup Bir Sızıyla Yanaştım Gözlerinize - Pelin Onay

 Mavi Yürekler / Mavi Kalemler Kategorisinde ve  Pelin Onay Forumunda Bulunan  Mahcup Bir Sızıyla Yanaştım Gözlerinize - Pelin Onay Konusunu Görüntülemektesiniz. ( geçip gidecektim yanınızdan, öyle bakmasaydınız ) Sorumluluğunu bildiğim kelimeleri dillendirmekten korkuyorum artık. İçimde bir yarımada ve ne yöne gideceğini bilemeyen ayaklarım, devriliyorum yollara. Kim olduğumu düşünürken fark ettim ki, ...

sosyal paylasim linkleri
İçeriği Facebook ile paylaş
İçeriği Digg ile paylaş
İçeriği del.icio.us ile paylaş
İçeriği Google ile paylaş
İçeriği StumbleUpon ile paylaş
İçeriği Reddit ile paylaş
İçeriği Twitter ile paylaş
İçeriği technorati ile paylaş
İçeriği Simpy ile paylaş
İçeriği Newsvine ile paylaş
İçeriği netvibes ile paylaş
İçeriği myspace ile paylaş
İçeriği misterwong ile paylaş
İçeriği friendfeed ile paylaş
İçeriği blogmarks ile paylaş
İçeriği Blinklist ile paylaş
  #1 (Mesaj Linki)  
Alt 05-23-2010, 10:55
Funda isimli Kullanıcı Resmi (Avatar)
funda
 
Standart Mahcup Bir Sızıyla Yanaştım Gözlerinize - Pelin Onay

( geçip gidecektim yanınızdan, öyle bakmasaydınız )


Sorumluluğunu bildiğim kelimeleri dillendirmekten korkuyorum artık. İçimde bir yarımada ve ne yöne gideceğini bilemeyen ayaklarım, devriliyorum yollara. Kim olduğumu düşünürken fark ettim ki, “ ağzı nektar kokan hiç kimseydim, belki de en çok kendimdim / aşk suçu işliyordum durmadan” Nedendir bu iki keskin yâlnızlık derken durdum, “kazanmak bana göre değildi, kaybedenlerdendim / cömertti kalbim, nerede üşüyen bir ruh görse onu ısıtırdı

Size bunları itiraf edecek kadar zaman verilmedi, belki de o zaman hiç olmadı ama sizi düşündüm tüm bu zamansızlığa rağmen. Çünkü “ hiçbir anıyı terk edemeyecek kadar vefa doluydu kalbim” Son görüşmemizi anımsıyorum da, “ sen git yâlnızlığın zaman katında ağla / ben koynumda ateş biriktiriyorum” demiştiniz. Oysa “ telaşlı bir maviydim size ben” Yedi yaş çocukluğumla ellerimde balonlar taşıyor, ruhunuzu şımartacak her türlü çılgınlığın evinde yatıp kalkıyordum.

Ne kadar az ama size göre ne kadar çok şey istemişim meğerse. “ Sevgilim hadi bana deniz taklidi yap, köpüğüne yaslanıp mavi düşlerinde kaybolmayalım”, dediğimde, derin bir sıkıntıyla sustunuz ateş böceklerine. “ Bana ritmik ve aynı zamanda aksak sözler biçtiniz” Bilmiyordunuz ki, “ ben sizde masalsız, suçlu ve uykusuz biriydim” Şimdi anlıyorum, şimdilerde düşüyor bütün cevaplar dilime. Nasıl da kapanmış gözlerim aldanarak güzelliğinize. Oysa ben “ ruhumun vicdanıyla hep acemi kaldım” size.

Zerre kadar yalanım yok, çılgın ve uykusuz / şaşkın bir gökyüzü sızıyor dilimizden” Kim adımı haykırsa, gidip dudaklarını ısıracak gibiyim. “ Avunmak için alkoldeki şarkılara mı gitmeli” bilmiyorum. Ama siz bilirsiniz ki, “rakı içmek teselliydi bana, şiir gibi / meyhane bir gülümseme bahçesiydi benim için” Artık teselli de istemiyorum, yetmiyor bu havai teselliler içimdeki acıyı kapatmaya. Anaç yanım yokluğunuzu avutmak için direniyor işte. Geçen akşam sizi rüyamda gördüm mesela, kan ter içinde uyandım karanlığın gölgesinden. Hemen giyinip dışarı çıktım ve dakikalarca yürüdükten sonra pencere önü sessizliğinde, kapınıza bir not bıraktım: “ Seni merak ettim, ensende çılgın atlar koşuyordu” diye. Siz diye yazılan dudaklarım, merakımda “sen” oldu gitti. Artık biliyorum, ne kadar merak etsem de, ne kadar sokulsam da yanınıza, “bahçenin önünden bir sahil gibi geçip / giden mor yüzlü bir kediyim” size ben.

Bana tene dokunur bir şey söyleyin, ahşap yanım çıtırdasın ve ben sizin küçük çığlıklar ülkesi kalbinize sığınsam” diyorum, sesimi duymuyorsunuz. Daha ne kadar direnir dudaklarım sevginize, ne kadar daha susabilirim sizin gibi bir bilsem, bilebilsem. Bir anda bilemediklerim oluyorsunuz.

Yoruldum. İnanın bana, çok yoruldum. Her defasında aşktan uzak yollara çıkacağım diyorum ama her seferinde kalbim takılıyor sevgi sözcüklerinin ağlarına. Debelenirsem daha da dolanıyorum, balıkların bile direnemediği yosun kokan aldanmalara. “ Ah şu benim uçurum aklım / zihnim karışıyor hisler sinemasının balkonunda” Elbet kemale erer yürek vurgunları da. Elbet çekilir kıyılardan yakamoz güzelliği öpüşmeler. Oysa ki “ kalbimizden başka adres yok bize / yarım kalmış, yarım bırakılmış aşklardan yaptık biz bu hayatı” Kimse anlamıyor bunu, herkeste bir yerlere yetişme, yetişememe telaşı. Ne alıp götüreceksek diğer dünyaya, herkeste bir maraton coşkusu. “ Veda ve sızı kıyamet kadar / ve sarhoşluksa adamakıllı

Biliyor musunuz, “bana hep yağmurlar armağan edildi / koynumu ısıran hayal makasları bir de” Bu yüzden canımı acıtmıyor artık gidişler. Sizin gidişiniz elbette iz bırakacak seyir defterimde ama geçecek sızısı bir şekilde. Belki de, “yokluğunuz en güzel hatıraydı bana, sisli bir armağandı” Bütün armağanların değeri bilinmeli, böyle öğrendik, böyle öğretildi bizlere.

Şiir neyin tesellisiydi bilmiyorum, aşk git git bitmiyor / kalbime imkan tanımadınız, şarabın bakışları kalsın” diyerek uzaklaşıyorum teninizde çiçeklenen hazan senfonisinden. Çok düşündüm, neydi beni o sevgisini gösteremeyen kalbinize çeken? Serseri bakışlarınıza tutunan deli öfkeniz, kahkahalarınızda parlayan güvensizlik, içimi acıtan gidişleriniz varken, neydi beni size yürüten? Belki de uyurken bir çocuk gibi kıvrılışınız geceye, belki de sadece bu. Ama “biliyorum siz bana hep siyah bir kahır gibi davrandınız / yazgımın telaşıyla söylüyorum işte: Sizdeki rüyalarım kalsın

Aklınıza düşer miyim ve tutar mısınız beni o anlarda yara almasın diye sizde bıraktıklarım, emin değilim. Emin olduğum tek şey artık gitmem gerektiği. Biz, aynı şehirde nefes alan iki farklı mevsimin gecesiyiz. Bana sarıldığınız zamanlara çocuğum gibi bakarak ve yüzüme sürdüğünüz ellerinizin sıcaklığını saçlarıma iliştirerek ayrılıyorum dilimde barınan isminizden. Ve hatta ‘ seviyorum’ diyerek kulaklarınıza çarptığım itirafımın sorumluğunu kalbimde besleyerek. Siz inanmadınız, en acısı da hiç inanmayacaksınız aşka belki ama “ cazın buğusuyla yıkasın sizi saksafon / ben sade bir törenle aşka gidiyorum”

Ne çok konuştum giderayak. Dilimde nöbet tutuyor seviştiğimiz akşamlar.

Sevgilim gevezeliğimi bağışla ve beni içindeki avluya çıkart

---

10.08.’06 / İzmir – nereye gidilir veda ederken –

Şiirler: Engin Turgut “Mahcup” kitabından
107 sayfa – Hayal Yayınları
Alıntı ile Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

forum kurallari Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


similar threads Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Pelin Onay - Otobiyografi (Pelin Onay Kimdir? - Pelin Onay Hakkında - Pelin Onay Biyografi) Funda Pelin Onay 2 01-21-2011 14:00
Nü Sızı - Pelin Onay Funda Pelin Onay 2 05-16-2010 14:21
Mektum - Pelin Onay Funda Pelin Onay 0 02-12-2010 15:17
Aşk-ı Lal - Pelin Onay Funda Pelin Onay 0 01-12-2010 15:04
Mahcup - Mahcup Nedir - Mahcup Hakkında Funda Mavizel Sözlük 0 06-19-2009 17:44


firma ekle
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Sitemizde yasalara aykırı unsurlar Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3, Illegal vs. durumlar
ve belirtmediğimiz diğer aykırı unsurları info@mavizel.com email adresine bildirebilirsiniz.
GMT +3 Saat: 12:36. yukarı git
Ana Sayfa - Forum - Mavi Kalemler - Desteklediklerimiz - Kullanım sözleşmesi - Arşiv - Etiketler - RSS - Bize Yazin

MavizeL - Kimliksizim - Nevrotik Sayıklamalar - Emre Gökce - Şiir Fm


SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012,
Jelsoft Enterprises Ltd.